FACEBOOK TAKİP ETMEK İÇİN BEĞEN

10 Aralık 2011 Cumartesi

Anayasa Mahkemesi’nin ücretlere ilişkin vermiş olduğu iptal kararı üzerine açılan davalar.

 












Konu:Anayasa Mahkemesi’nin ücretlere ilişkin vermiş olduğu iptal kararı üzerine açılan davalar.

Özet: 2009 takvim yılı dahilindeki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak açılmış olan ücret stopajı davalarında ilk derece mahkemelerince verilen kabul kararlarının Danıştay nezdinde onanması neticesince, vergi sorumluları ve mükellefler fazladan ödedikleri verginin (talep edilmiş olması durumunda faiziyle birlikte) iadesine hak kazanmışlardır.Bununla birlikte; 2010 takvim yılı dahilindeki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak açılmış olan davalarda Danıştay’ın yerleşik görüşü

- 76.200 TL’yi aşan ücret ödemeleri üzerinden % 35 üzerinden vergilendirme yapılmasının doğru olduğu,

- 50.000 TL ile 76.200 TL arasındaki ücret ödemeleri üzerinden yapılan vergilendirme üzerindeki % 8 fazlalığın ise 6009 Sayılı Kanun kapsamında düzeltilmiş olması nedeniyle bu kısım hakkında karar verilmesine yer olmadığı,

yönündedir.




5479 sayılı Kanun ile Gelir Vergisi Kanunu'nun (GVK) gelir vergisi tarifesini düzenleyen 103. maddesinde yapılan değişiklik ile o güne kadar ücret gelirleri için ayrı, diğer vergiye tabi gelirler için ayrı olmak üzere iki farklı vergi tarifesine göre yapılan vergilendirmeye son verilmiş ve tüm vergiye tabi gelirlerin aynı vergi tarifesine göre vergilendirilmesi öngörülmüştür. Bu suretle, ücret gelirleri dışındaki gelirlerin üzerindeki vergi yükü düşürülmüş; ücret gelirleri üzerindeki vergi yükü çoğunlukla aynı tutulurken orta ve yüksek gelir dilimleri için artırılmıştır.5479 sayılı Kanun ile değişik GVK'nın 103. maddesinde yer alan "40.000 TL'den fazlasının 40.000 TL'si için 9.190 TL" ifadesinden sonra gelen "fazlası % 35 oranında" ibaresinin Anayasa'ya aykırılığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmuştur. Anayasa Mahkemesi'nin, 15 Ekim 2009 tarihli oturumda "fazlası % 35 oranında" ibaresinin ücret gelirleri yönünden iptaline karar verilmiştir. Kararda iptal hükmünün Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 6 ay sonra yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.

Bu karar sonrasında, GVK'nın 103. maddesinde değişiklik yapılması gereği hasıl olmuş; 6009 sayılı Kanun ile yeni gelir vergisi tarifesi tespit edilmiştir. İlgili düzenlemenin yürürlük tarihi 1 Ocak 2010 olarak kabul edilmiş; ayrıca Kanun'un yürürlük ve yayım tarihleri arasındaki süreçte yapılan vergilendirmelerin, getirilen yeni düzenleme uyarınca düzeltilmesi öngörülmüştür. Ancak 1 Ağustos 2010 tarihine kadar ortada henüz yeni bir yasal düzenleme bulunmaması nedeniyle mükellefler/vergi sorumluları bu yedi aylık döneme ilişkin olarak da beyannamelerini ihtirazi kayıtla sunmuş ve % 8'lik vergi farkına isabet eden verginin iadesi talebiyle yargı yoluna başvurmuşlardır.

Anılan iptal kararı üzerine, mükellefler/vergi sorumluları tarafından başvurulan dava yolunda konuya ilişkin olarak inceleme gerçekleştiren vergi mahkemeleri 2009 takvim yılı dahilindeki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak açılmış olan davalarda genellikle mükellefler/vergi sorumluları lehine davaların kabulü ve fazladan ödenen tutarların iadesi yönünde karar tesis etmiştir. Söz konusu ilk derece mahkemesi kabul kararları çoğunlukla Danıştay nezdinde de onanmıştır.

Danıştay'ın onama kararları geneli itibariyle Anayasa'ya aykırı olduğuna karar verilerek iptal edilen ve bunun sonucunda hukuk alemindeki varlığı ortadan kalkan yasa hükmüne göre karar verilmesinin "Anayasa'nın üstünlüğü" ve "hukuk devleti" ilkelerine aykırı olduğu, iptal hükmünün altı ay sonra yürürlüğe gireceğine karar verilmiş olmasının, yasama organına iptal kararının gerekçesine uygun olarak yeni bir düzenleme yapması için olanak tanımak ve ortada bir boşluk yaratmamak amacına yönelik olduğu, bu nedenle gelir vergisi tarifesinin ücret gelirlerine de uygulanacağına ilişkin yasa hükmünün Anayasa Mahkemesi kararıyla hukuken ortadan kalkmış olması neticesinde, ücret gelirlerinin belirli bir miktarı aşanlarının % 35 oranında vergilendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçelerine dayanmaktadır.

İstanbul 7. Vergi Mahkemesi'nce, 2009 vergilendirme dönemine ilişkin olarak verilen bir red kararına ilişkin olarak ise Danıştay 4. Dairesi Anayasa Mahkemesi'nin verdiği iptal kararının bundan önce açılmış ve devam etmekte olan davaları etkileyebileceği sonucuna ulaşıldığından, Anayasa Mahkemesi'nin söz konusu iptal kararı karşısında, ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerinden tahakkuk ettirilen gelir (stopaj) vergisinin fazla ödenen kısmına ilişkin iade istemiyle açılan davayı reddeden söz konusu kararın bozulması yönünde hüküm tesis etmiştir.

İşbu kararlar neticesinde, vergi sorumluları ve mükellefler fazladan ödedikleri verginin iadesine hak kazanmışlardır. Bunun yanı sıra, Anayasa Mahkemesi'nin 14.05.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 10 Şubat 2011 tarih ve E.2008/58, K.2011/37 sayılı kararında da belirtildiği üzere; vergi tahsilâtının fazla veya yersiz olduğu tespit edildikten sonra bu tahsilât, mükellefler için bir "alacak" haline gelmektedir. Alacak hakkı ise mülkiyet hakkı kapsamında kişilerin temel haklarındandır.Kişiler yanlış veya yersiz vergi tahsilatı nedeni ile belli bir süre mülkiyetlerinde olması gereken bir meblağdan kullanma, tasarruf etme ve harcama şeklinde yararlanma imkanından mahrum kalmaktadırlar. Bu süre zarfında enflasyon nedeni ile paranın değerinde oluşan aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu mülkiyetin tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanmak imkânı da bulunmamaktadır. Bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığa uğratılmaktadır. Bu açıklamalar çerçevesinde, ücret stopajı davaları kapsamında fazla veya yersiz tahsil edilen vergilerin iadesinde faizin de talep edilmiş olması halinde iadesi mümkündür.

2010 takvim yılının ilk yedi aylık dönemine ilişkin olarak açılan davalarda ise vergi mahkemeleri genellikle, 6009 Sayılı Kanun'un 3. maddesiyle getirilen vergi tarifesini ve 6. maddesiyle GVK'ya eklenen geçici 78. maddesindeki düzeltme müessesesini dikkate almak suretiyle, 76.200 TL'yi aşan ücret ödemeleri üzerinden % 35 oranında vergilendirme yapılmasının, 6009 Sayılı Kanun ile getirilen vergi tarifesinin 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş olması nedeniyle, doğru olduğuna; 50.000 TL ile 76.200 TL arasındaki ücret ödemeleri üzerinden % 35 oranında yapılan vergilendirme üzerindeki % 8'lik fazlalığın ise 6009 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında düzeltilmiş olması nedeniyle bu kısım hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde karar tesis etmekte; söz konusu kararlar Danıştay nezdinde de onanmaktadır.

Bu çerçevede, 2009 takvim yılı dahilindeki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak açılmış olan ücret stopajı davalarında kabul kararı Danıştay nezdinde onanan vergi sorumluları ve mükellefler fazladan ödedikleri verginin faiziyle birlikte iadesine hak kazanmış olmakla birlikte; 2010 takvim yılı dahilindeki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak açılmış olan davalarda Danıştay'ın yerleşik hale gelmiş olan görüşünün 76.200 TL'yi aşan ücret ödemeleri üzerinden % 35 üzerinden vergilendirme yapılmasının doğru olduğu; 50.000 TL ile 76.200 TL arasındaki ücret ödemeleri üzerinden yapılan vergilendirme üzerindeki % 8 fazlalığın ise 6009 sayılı Kanun kapsamında düzeltilmiş olması nedeniyle bu kısım hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde olduğu hususlarını hatırlatmak isteriz.

 

Saygılarımızla.
Kuzey Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.
Erdal Çalıkoğlu

http://www.vergidegundem.com/tr/circularDetails?circularId=429371

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Blog Arşivi