Karşılıksız Çek Ve Çekle İlgili Önemli BilgilerKarşılıksız çek düzenlenmesi ile ilgili yaptırımlar son zamanlarda bir çok kez değişikliğe uğradı, en son olarak yapılan değişiklik ise 03.02.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6273 sayılı “Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” dur. 6273 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi ile birlikte 14.12.2009 tarihinden bu yana yürürlükte bulunan 5941 sayılı Çek Kanunu’nun çeşitli maddelerinde değişiklik yapılmıştır.
5941 Sayılı Çek Kanunu’nun ilgili 5.maddesi;
Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı
MADDE 5 - (1) (Değişik : 6273 - 31.1.2012 / m.3) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılması hâlinde, altı ay içinde hamilin talepte bulunması üzerine, çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi hakkında, çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da çek hesabı sahibinin yahut talepte bulunanın yerleşim yeri Cumhuriyet savcısı tarafından, her bir çekle ilgili olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilir. Bu fıkra hükmüne göre çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı, karşılıksızdır işlemine tabi tutulan çekin düzenlenmesi suretiyle dolandırıcılık, belgede sahtecilik veya başka bir suçun işlenmesi hâlinde de verilir.
(2) Birinci fıkra hükmüne göre çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan kişi, çek hesabı sahibidir. Çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması hâlinde, bu tüzel kişinin malî işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlüdür. (Madde 5'in ikinci fıkrası, 3.2.2012 tarih ve 28193 sayılı R.G.'de yayımlanan, 31.1.2012 tarih ve 6273 sayılı Kanunun 3.maddesi hükmü gereğince yürürlükten kaldırılmıştır.)
(3) Çek hesabı sahibi gerçek kişi, kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını temsilci veya vekil olarak tayin edemez. Gerçek kişinin temsilcisi veya vekili olarak çek düzenlenmesi hâlinde, bu çekten dolayı (Değişik ibare : 6273 - 31.1.2012 / m.3)“hukukî sorumluluk ile idarî yaptırım sorumluluğu” çek hesabı sahibine aittir.
(4) Karşılıksız çek düzenleyen, adına karşılıksız çek düzenlenen ve ileri düzenleme tarihli çek üzerinde yazılı tarihe göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmayan gerçek ve tüzel kişi hakkında, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının talebi üzerine, sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde resen mahkeme tarafından, karşılıksız çıkan her bir çekle ilgili olarak, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilir. (Madde 5'in dördüncü fıkrası, 3.2.2012 tarih ve 28193 sayılı R.G.'de yayımlanan, 31.1.2012 tarih ve 6273 sayılı Kanunun 3.maddesi hükmü gereğince yürürlükten kaldırılmıştır.)
(5) Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı ile ilgili olarak, herhangi bir adres değişikliği bildiriminde bulunulmadığı sürece ilgilinin çek hesabı açtırırken bildirdiği adrese 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35 inci maddesine göre derhal tebligat çıkarılır. Adresin bankaya yanlış bildirilmesi veya fiilen terkedilmiş olması hâlinde de, tebligat yapılmış sayılır.
(6) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, elindeki bütün çek yapraklarını ait olduğu bankalara iade etmekle yükümlüdür. Bu kişi adına yeni bir çek hesabı açılamaz.
(7) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren on gün içinde, düzenlemiş bulunduğu ve henüz karşılığı tahsil edilmemiş olan çekleri, düzenleme tarihlerini, miktarlarını ve varsa lehtarlarını da göstermek suretiyle, muhatap bankaya liste hâlinde vermekle yükümlüdür.
(8] Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına ilişkin bilgiler, güvenli elektronik imza ile imzalandıktan sonra, Adalet Bakanlığı Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına elektronik ortamda bildirilir. Bu bildirimler ile bankalara yapılacak duyurulara ilişkin esas ve usuller, Adalet Bakanlığının uygun görüşü alınarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından belirlenir.
(9) Karşılıksız kalan bir çekle ilgili olarak yapılan soruşturma veya kovuşturma neticesinde;
a) Cumhuriyet savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına,
b) Mahkeme tarafından, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın düşmesi veya davanın reddine,
karar verilmesi hâlinde, aynı kararda, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına da karar verilir. Bu karar, kesinleşmesi hâlinde, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına sekizinci fıkradaki usullere göre bildirilir ve ilân olunur. (9) (...)(Madde 5'in dokuzuncu fıkrası, 3.2.2012 tarih ve 28193 sayılı R.G.'de yayımlanan, 31.1.2012 tarih ve 6273 sayılı Kanunun 3.maddesi hükmü gereğince yürürlükten kaldırılmıştır.)
(10) Koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına yapılan itirazın kabulü hâlinde, bu kararla ilgili olarak da sekizinci fıkradaki bildirim ve yayımlanma usulü izlenir. (10) (Değişik : 6273 - 31.1.2012 / m.3) Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına karşı yapılacak başvuru ve itirazlar hakkında, 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun kanun yoluna ilişkin hükümleri uygulanır. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına karşı yapılan başvurunun kabulü hâlinde, bu kararla ilgili olarak da sekizinci fıkradaki bildirim ve yayımlanma usulü izlenir.
(11) Birinci fıkrada tanımlanan suç nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, ön ödemeye ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 297 nci maddesinin üçüncü fıkrasındaki tebliğnamenin tebliğine ilişkin hükümler uygulanmaz. (Madde 5'in onbirinci fıkrası, 3.2.2012 tarih ve 28193 sayılı R.G.'de yayımlanan, 31.1.2012 tarih ve 6273 sayılı Kanunun 3.maddesi hükmü gereğince yürürlükten kaldırılmıştır.)
6273 Sayılı Kanunla Değişen Karşılıksız Çek Fiili Yaptırımı
6273 sayılı kanunla yapılan değişiklikle karşılıksız çek düzenleme fiiline adli para cezası ve ödenmezse hapis cezası uygulamasına son vererek artık karşılıksız çek düzenlemesine sadece çek hesabı sahibine çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı verilebiliniyor. 6273 sayılı kanunla değişikliğe uğramış olan 5941 sayılı çek kanunu nun 5.maddesine bakıldığında; Çekin üzerinde yazılı düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde karşılıksızdır işlemi yapılmış olan çek ile ilgili olarak eğer çeke karşılıksızdır ibaresini yazdıran hamil çekin karşılıksız kaldığı tarihten itibaren 6 ay içinde talepte bulunursa çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da çek hesabı sahibinin yahut talepte bulunanın yerleşim yeri Cumhuriyet savcısı tarafından çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilir.
Madde metninden anlaşıldığı üzere karşılıksız kalan çek için verilen tek yaptırım olan çek sahibine çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı verilebilmesi bazı koşullara bağlanmış. Bunlar;
- Hamilin talepte bulunması
- Talebin karşılıksız işlemi yapıldığı tarihten itibaren 6 ay içinde yapılması
Örneğin, A Ltd. borçlu olduğu B Ltd. ye 50.000,00 Tl çeki ortak ve şirket müdürü olan Bay F imzası ile düzenlemiş ve B Ltd. de bu çeki C Ltd. ye cirolayıp vermiştir ancak vadesi geldiğinde çekin karşılığının olmadığı anlaşılmış ve C Ltd. çeke karşılıksızdır işlemi yaptırmıştır.
Bu durumda; Çeki A Ltd. adına imzalayan ortak ve şirket müdürü Bay F herhangi bir adli ya da idari yaptırımla karşılaşmayacaktır. Sadece hamil konumunda olan C Ltd. nin 6 ay içinde talepte bulunması şartı ile A Ltd. ye çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı verilebilecektir, ancak hamil C Ltd. talepte bulunmazsa ya da 6 aylık süreden sonra talepte bulunursa A Ltd. adına çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı da verilemeyecektir.
6273 Sayılı Kanunla Değişen Karşılıksız Çek Fiili Yaptırımının Geriye Yürümesi
6273 sayılı kanunla 5941 sayılı çek kanunun 5.maddesinde yapılan değişiklik ile beraber karşılıksız çek fiilinin yaptırımı sadece çek hesabı sahibi hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı olarak değiştirildiğinden ötürü bu kanundan önceki fiiller içinde uygulanacaktır. Burada kanun koyucu karşılıksız çek fiilinde uygulanan adli cezada bir indirim yada değişikliğe gitmeyip karşılıksız çek fiilini suç olmaktan çıkarmıştır bu sebeple 6273 sayılı kanun sonrası eğer daha önce karşılıksız çek suçuna verilen adli para cezaları ile bunların ödenmemesi sebebiyle dönüşen hapis cezaları da kaldırılmalı ve cezaevlerinde bulunanlarında tahliyeleri TCK Md.7/2 gereği gereklidir.
Hukukta genel olarak kanunların uygulanması yürürlüğe girdikten sonraki dönemi kapsar. Hukukun bu temel kuralının amacı, hukuka olan güveni sarsmamak ve herkesi bir işlemi yaptığı sıradaki kurallarla sorumlu tutmaktır. Bu sebeple hukuk kuralları ilke olarak geriye yürümez. Bu kural, kazanılmış (müktesep) hakları korumak için kabul edilmiştir ve "kanunların geçmişe yürümemesi (makable şamil olmaması)" olarak adlandırılır.
.
Ülkemizde kanunların yürürlük tarihi genellikle ilgili kanun metninin sonunda belirtilir. Eğer bir kanunun yürürlük tarihi belirtilmemişse, bu takdirde 1322 Sayılı Kanunların ve Nizamnamelerin Sureti Neşir ve İlanı ve Mer'iyet Tarihi Hakkında Kanun'a göre, Resmi Gazete ile yayımı takip eden günden itibaren 45 gün sonra yürürlüğe girer.
.
Kural olarak bir yasanın uygulaması ancak yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olay ve ilişkileri kapsar. Bu, hem özel hem kamu hukuku alanındaki yasalar için geçerli olan bir ana kuraldır. Ancak bu ana kuralın da istisnaları mevcuttur. Bazı durumlarda yeni yasa, eski yasa dönemindeki olay ve ilişkilere uygulanabilir. Buna "yasaların geçmişe etkisi" ya da "yasaların geriye yürümesi" denir. Yasaların geriye yürümesi kamu düzeni ve genel ahlakı ilgilendiren kurallar için söz konusudur. Özellikle Ceza Hukuku normları açısından böyle bir istisna mevcuttur. Ceza Hukukunun yerleşik ilkeleri uyarınca yeni bir düzenlemeyle işlenen suç daha az bir cezayı gerektiren hale gelmişse, kanunun yürürlüğünden önce bu suçla yargılanan veya hüküm giyen kişinin durumu yeni duruma uygun hale getirilir. Fakat bunun aksi olursa, yani daha fazla cezayı gerektiren bir düzenleme kabul edilirse, bu durumda ilgili hüküm geriye yürümez. Bu durum da yasal dayanağını Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesinden alır. Bu madde aynen şu şekildedir:
Zaman bakımından uygulama
MADDE 7. - (1) İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar.
(2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.(3) Güvenlik tedbirleri hakkında, infaz rejimi yönünden hüküm zamanında yürürlükte bulunan kanun uygulanır.
(4) Geçici veya süreli kanunların, yürürlükte bulundukları süre içinde işlenmiş olan suçlar hakkında uygulanmasına devam edilir.
Örneğin, 6273 sayılı kanun öncesi ; A Ltd. borçlu olduğu B Ltd. ye 50.000,00 Tl çeki ortak ve şirket müdürü (A Ltd. nin malî işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi )olan Bay F imzası ile düzenlemiş ve B Ltd. de bu çeki C Ltd. ye cirolayıp vermiştir ancak vadesi geldiğinde çekin karşılığının olmadığı anlaşılmış ve C Ltd. çeke karşılıksızdır işlemi yaptırmıştır. Karşılıksız çek suçu sebebiyle 6273 sayılı kanunla değişmeden önceki hali ile 5941 sayılı çek kanununun 5.maddesi gereği A Ltd. nin malî işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi olan Bay F adli para cezası almış olsun yada almış olduğu adli para cezasını ödememiş olup cezaevinde bulunsun her iki durumda da 6273 sayılı kanunla beraber karşılıksız çek fiili sonucu gerçek kişiler için yürürlükten kaldırılan adli para cezası veya hapis cezası kaldırılır.
Çek Düzenleme ve Çek Hesabı Açma Yasağının Kaldırılması ve Karşılıksız Çekin Merkez Bankasında Bildirimi
Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılması
MADDE 6-(Değişik: 31/1/2012-6273/4 md.)
(1) Karşılıksız kalan çek bedelinin, çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticarî işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte tamamen ödenmesi hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı Cumhuriyet savcısı tarafından kaldırılır. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırıldığı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına 5 inci maddenin sekizinci fıkrasındaki usullere göre bildirilir ve ilân olunur.
(2) Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararının verildiği yer Cumhuriyet başsavcılığına başvurularak talebin geri alınması hâlinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına ilişkin kayıt, kaydın girildiği tarihten itibaren her hâlde on yıl geçmesiyle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından resen silinir ve bu işlem ilân olunur.
Karşılıksız çek sebebiyle adına çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı alınan kişinin bu yasağı 5941 sayılı çek kanununun 6.maddesi gereği 3 şekilde kaldırılır
- Çek borcunun faizi ile ödenmesi
- Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına sebebiyet veren hamilin Cumhuriyet savcılığına başvurarak yasak talebini geri alması
- Yasağın ilan edildiği tarihten itibaren 10 yıl geçmesi
Örneğin, A Ltd. borçlu olduğu B Ltd. ye 50.000,00 Tl çeki ortak ve şirket müdürü olan Bay F imzası ile düzenlemiş ve B Ltd. de bu çeki C Ltd. ye cirolayıp vermiştir ancak vadesi geldiğinde çekin karşılığının olmadığı anlaşılmış ve C Ltd. çeke karşılıksızdır işlemi yaptırmıştır. Hamil olan C Ltd. in talebi üzerine A Ltd. adına çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı alınmış ve bu yasak kararı merkez bankasına Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden elektronik olarak bildirilmiştir, A Ltd. çek bedeli olan 50.000 Tl ve faizini ödediği tarihte yasağı kaldırılır ve yasağın bildirimi ile aynı yolla yani yine UYAP üzerinden elektronik olarak yasağın kalktığı da merkez bankasına bildirilir
Adına çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı verilen kişilerin bu durumları merkez bankasınca ilan edilir ve bankalar bu kişiler adına yasakları kalkana kadar tekrar çek veremez ve çek hesabı açamazlar yasak olduğu halde bu kişilere çek hesabı açan banka memuru da 5941 kanunun 7/7 madde gereği bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Karşılıksız çeki bulunan kişilerin karşılıksız çek bilgileri bu kişilerin çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı alsın ya da almasın ilgili banka tarafından merkez bankasına merkez bankasınca da diğer bankalara bildirilir yani çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının bildirimi ayrı karşılıksız çek bildirimi ayrı olarak merkez bankasına bildirilir. Bankalar karşılıksız çeki bulunan ancak hamilin başvurmaması sebebiyle çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı almayan kişilere çek hesabı açma ve çek defteri vermede inisiyatiflerini kullanabilirler (5941 çek kanunun 2.maddesinin birinci fıkrasını göz önüne almalıdırlar) çünkü karşılıksız çeki bulunması kişinin çek düzenlemesi veya kişiye çek hesabı açılması için yasak değildir fakat çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunan kişilere bankalar çek hesabı açamazlar.
Örneğin, A Ltd. nin çeki karşılıksız kalmış ve hamili tarafından karşılıksız işlemi yapılmıştır ancak hamil talepte bulunmayarak A Ltd. için çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı aldırmamıştır, karşılıksız çeki merkez bankasında görünen A Ltd. çek hesabı açmak için başvurduğu X Bankası A Ltd. nin karşılıksız çekini gördüğü halde adına çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı olmadığı için A Ltd. ye çek hesabı açmaya karar verebilir.
Sonuç olarak, 6273 sayılı kanunla 5941 sayılı çek kanununda yapılan değişiklikle karşılıksız çek fiilinin yaptırımı tamamen değiştirilmiş ve karşılıksız çek fiiline yegane olarak çek sahibi gerçek yada tüzel kişi adına çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verileceği düzenlenmiş ve böylece 6273 sayılı kanun öncesi 5941 sayılı Kanun uyarınca çekin karşılıksız kalması halinde “suçun” failinin kural olarak “çek hesabı sahibi” olduğunu öngören ve böylece çekin karşılıksız kalmasından çek hesabı gerçek ve tüzel kişiyi, tüzel kişi olması halinde bu tüzel kişinin malî işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişileri sorumlu tutan hüküm fıkrası kaldırılmıştır..
Çek İle İlgili Bazı Bilgiler
1-) Çekte bulunması zorunlu unsurlar aşağıdadır ve bu unsurlardan birini içermeyen bir senet çek sayılmaz.(YTTK Md.780)
MADDE 780-(1) Çek;
a) Senet metninde “çek” kelimesini ve eğer senet Türkçe’den başka bir dille yazılmış ise o dilde “çek” karşılığı olarak kullanılan kelimeyi,
b) Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havaleyi,
c) Ödeyecek kişinin, “muhatabın” ticaret unvanını,
d) Ödeme yerini,
e) Düzenlenme tarihini ve yerini,
f) Düzenleyenin imzasını,
içerir.
Çek üzerinde ayrıca 5941 sayılı çek kanunun Madde 2/7 aşağıda belirtilmiş bilgilerinde yer alması gereklidir
- Çek hesabının numarası,
- Çek hesabının bulunduğu banka şubesinin adının,
- Çek hesabı sahibi gerçek kişinin adı ve soyadı, tüzel kişinin adı,
- Çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişinin vergi kimlik numarası,
- Çekin basıldığı tarih
ancak 5941 sayılı çek kanununda belirtilen bu unsurların zorunlu unsurlar olmadığı belirtilerek çekte bulunması zorunlu unsurların TTK’nda öngörülen unsurlar olduğu hüküm altına alınmıştır.
2-) Çek;
- Emre yazılı
- Nama yazılı ve
- Hamiline yazılı düzenlenebilinir(YTTK Md.785).
3-) Çekte düzenlenme tarihinin gösterilmesi zorunlu bir unsurdur (YTTK Md.780).Düzenlenme tarihinin varlığı, çekin ibraz edileceği sürenin hesaplanması ve zamanaşımının tespiti bakımından önem taşır. Düzenleme tarihi içermeyen bir senet çek değildir. Çek üzerinde yazılı tarihin resmi takvime göre imkansız bir tarih olmamalıdır ancak bu konu ile ilgili çeşitli Yargıtay kararları sonucunda T.C. Merkez Bankasının takasa gönderilen çeklerle ilgili olarak bankalara gönderilen 09.03.2006 tarihli yazıda; Şubat ayı 28 çeken bir yılda 29 şubat keşide tarihli bir çekin 28 şubat günü, 31 nisan veya 31 kasım keşide tarihli çeklerin 30 nisan ve 30 kasım tarihlerinde keşide edildiğinin kabul edilmesi gerektiği, ancak takvimde 32, 33 gibi günler bulunmaması nedeniyle bu tür imkansız tarih taşıyan çeklerin çek niteliğini haiz olmayacağı vurgulanarak, keşide edildiği gün gösterilmemiş veya takvime göre imkansız bir tarihe keşide edilmiş çeklerin bankalar arası takas odalarına ibraz edilmemesi istenmişti.
4-) 31/12/2017 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir (5941 Geçici Md.3/5). Bu geçici madde ile çeke 31.12.2017 tarihine kadar vade gelmiştir.
5-) Çekin üzerinde yazılı tarihinden önce bankaya ibrazı sonucu çekin karşılığı bulunmasa da bu çek ile ilgili olarak hukuki takip (icra) yapılamaz (5941 Md.3/8)
6-) 6273 sayıl yasanın son maddelerinde Ticaret kanununda 6 ay olarak belirlenmiş olan çeklerde zamanaşımı süreleri senette olduğu gibi 3 yıla çıkartıldı. Böylece ibraz süresi içinde ibraz edilerek karşılıksızdır işlemi yapılacak olan çekler artık 3 yıl içinde icra işlemlerine konu olabilecek (6273 kanunla değişik YTTK Md.814) .
7-) Zamanaşımına uğramış çek sebebiyle kambiyo hukukundan doğan haklar yitirilir ise de, temel hukuki ilişkiye dayanılarak bir tahsil davası açılabileceği gibi TTK’nın 644.maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme davası da açılabilir.
8-) Hamiline çek defteri kullanmadan hamiline çek düzenlenmesi sonucu ortaya çıkan çek , 5941 Sayılı Çek Kanunu'nun 4. maddesinin son fıkrasına göre "Bankalar, hamiline çek defteri yaprağını kullanmadan hamiline çek düzenlendiğini tespit etmeleri hâlinde, mevcut delilleriyle birlikte durumu, tespit tarihinden itibaren en geç bir hafta içinde Cumhuriyet başsavcılığına ve Gelir İdaresi Başkanlığına bildirmekle yükümlüdür." Keza aynı Kanun'un 7. maddesinin 9. fıkrasına göre ise "Hamiline çek defteri yaprağını kullanmadan hamiline çek düzenleyen kişi, bu aykırılığı içeren her bir çekle ilgili olarak, Cumhuriyet savcısı tarafından üçyüz Türk Lirasından üçbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası ile cezalandırılır.." Dolayısıyla bu hükümler çerçevesinde çek keşide eden kişi hakkında cezai işlem takibat başlatılacaktır. İşin cezai boyutu bu şekildedir. Hukuki açıdan ise, bu şekilde düzenlenmiş olan çekin geçerliliği açısından herhangi bir sorun bulunmamaktadır; yani çek hukuken geçerli bir çektir ve bu sebeple de çekin ibraz anında hesapta karşılığı varsa ödenecek, yoksa muhatap banka tarafından çekin arkasına karşılıksız olduğunu belirtir bir şerh yazılacaktır.
9-) Çek bedeli hem yazı hem de rakamla gösterilip de, iki tutar arasında fark varsa yazı ile gösterilen tutara itibar olunur. Çek tutarı yalnız yazı ile ya da yalnız rakamla birden çok defalar gösterilmiş olup da tutarlar arasında fark bulunursa en az olan tutar geçerli sayılır.
10-) İradesi dışında çekin elinden çıkması sonucu çekin ödemeden men edilmesi isteyecek kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatabın (bankanın) çeki ödemekten men edilmesini isteyebilir.
11-) Bankalar karşılığı bulunmayan ve karşılıksızdır işlemi yaptıkları çekleri 10 gün içinde T.C.Merkez Bankasına ve T.C.Merkez Bankası da bu bildirimleri 15 gün içinde diğer bankalara bildirir.
12-) Çek sahibinin düzenleyip verdiği çekin ciro silsilesi ile borçlusundan ödeme olarak tekrar çek sahibine geri gelmesinde tipik bir "geriye ciro" durumu söz konusudur. Keşideciye bir şekilde çek geri dönmüştür. Keşideci bu çeki ciro etmezse, BK.m.116 gereği alacaklı ve borçlu sıfatları birleştiğinden karine olarak borcun bittiğine hükmetmek gerekecektir. Böyle bir çekin keşideci tarafından yeniden ciro edilmesinin önünde herhangi bir hukuki engel bulunmamaktadır.
13-) Şirket çekinin yetkisiz kişice imzalanması durumunda, şirket o çekle hukuken sorumlu tutulamaz. İmza yetkisi olmayan kişilerin imzaladıkları çekler şirketi hukuken borç altına sokmaz. Böyle bir çeki banka ödemeyecektir. Şayet yanlışlıkla öderse, hukuken keşideciye karşı sorumlu olur. Ancak çekte imzanın bulunması şeklen çekin geçerli bir çek olması sonucunu doğuracağından, böyle bir çeke istinaden icra takibi yapılabilir, şirketin imza itirazı neticesinde de takip mahkemece iptal edilir.
14-) Çeklerde keşide tarihi, ibraz süresinin tespiti açısından çok önemlidir. Bu sebeple keşide tarihi hususunda ihtilaf bulunmaması gerekir. Keşide tarihinde tahrifat bulunması halinde ise Yargıtay çeki geçersiz saymamakta, keşide tarihinde tahrifat varsa, gerçek tarih saptanarak, ibrazın süresinde olup olmadığının tespiti gerektiği sonucuna varmaktadır (10. Ceza Dairesi, 02.07.1992, 6933/7919; Prof. Dr. Seza Reisoğlu, Türk Hukukunda ve Bankacılık Uygulamasında Çek, sayfa 54). Ancak gerekli inceleme yapılmasına rağmen gerçek tarihin saptanamaması durumunda tahrifat sebebiyle çekin geçersiz olduğuna hükmetmek kaçınılmaz olacaktır.
Çek İle İlgili Önemli Kararlar
· Çekin keşide tarihinde ay ve gün hanesinden yer değiştirilmesi
Çekte keşide tarihi olarak 11.20.1993 şeklinde gösterilen tarihte ay hanesi ile gün hanesinin yer değiştirerek maddi yanılgı sonucu ters yazıldığı ilk bakışta açıkça görüldüğünden, dosya içerisinde de konuyu doğrulayan bilgi ve belge bulunmakla, TTK’nın 692,693. Maddelerindeki zorunlu öğelerinin mevcut olduğu nazara alınarak tebliğ namedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Y. 10. CD. T. 15.06.1998 E. 1998/4644 K.1998/6393
Şu hale göre suça konu 21.9.1994 tarihinde muhatap bankaya ibraz edilen çekte keşide tarihi olarak 9.18.1994 şeklinde gösterilen tarihte ay hanesi ile gün hanesinin yer değiştirilerek maddi yanılgı sonucu ters yazıldığı ilk bakışta açıkça görüldüğünden TTK’nın 692. Maddesinde gösterilen koşulları taşıdığı nazara alınarak tebliğ namedeki bozma düşüncesine iştirak edilmiştir.
Y.10. CD T. 30.09.1996 E. 19996/1/143 K. 1996/10134
· Keşide tarihinin 31 Nisan olması
Yargıtay Ceza Kurulunun 13.3.1996 gğn ve 1995/10-378 esas 1996/13 sayılı kararında belirtildiği şekilde takvim yılı içinde Temmuz ve Ağustos gibi 31 gğn olan ayların mevcut olduğu, 31 Nisan 1994 keşide tarihini taşıyan dava konusu çekin imkansız bir tarih değil, Nisan ayının son günü olan 30 Nisan 1994 tarihinde keşide edildiğinin kabulü gerektiği günü olan 30 Nisan 1994 tarihinde keşide edildiğinin kabulü gerektiği
Y.10. C. T. 09.02.1998 E.1998/14583 K.1998/494
· Keşide yerinin B. eski olarak kısaltılarak yazılması
Suça konu çekte yer alan “B.eski” ibaresinin Babaeski ilçesini ifade ettiğinde kuşku bulunmaması nedeniyle keşide yeri olarak kabulü gerektiğinden
Y. 10. C.C. T. 18.11.1997 E.1997/11299 K.1997/11916
· ”Dnz” kısaltmasının keşide yerinin neresi olduğu konusunda duraksamaya yer açacağı
Suç konusu çekte keşide yeri olarak gösterilen “Dnz” kısaltmasının keşide yerinin neresi olduğu konusunda duraksamaya ve karışıklığa yol açacağından keşide yeri olarak kabulüne olanak bulunmadığı gözetilerek keşide yeri olmadığı için çek niteliği bulunmayan belgeyi ödeme aracı olarak müdahile veren sanığın eyleminin diğer unsurları gerçekleştiği taktirde dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağının araştırılıp tartışılması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırıdır.
Y.10. CD. T. 24.09.1996 E. 1996/9248 K. 1996/9948
· Çekte “ERZM” ibaresinin ERZURUM’u ifade ettiği
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 14.12.1992 gün ve 1992/1-5 sayılı kararında açıklandığı üzere suça konu çekte “ERZM” ibaresinin başka bir yerleşim birimi çağrıştırmayacak biçimde ve hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde ERZURUM’u ifade ettiğinden kuşku bulunmadığından, çekin unsurları itibariyle geçerli olduğu kabul edilmiştir.
Y.10. CD T. 08.04.1996 E. 1996/3504 K. 1996/3597
· Keşide yerinin kısaltılarak yazılması
Çeklerde keşide yerinin, hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde anlaşılabilir olması koşulu ile kısaltmış olarak yazılması halinde, çekin sadece keşide yerinin kısaltılmış olarak yazılmış bulunması sebebiyle geçersiz sayılamayacağına,
YİBK. T. 14.12.1992 E.1992/1 K.1992/5
· Çekte iki ayrı keşide yeri bulunması
Suça konu 3904541 seri numaralı çekte İstanbul ve İzmit olmak üzere iki ayrı keşide yerinin bulunduğu TTK’nın 692. Maddesi hükmüne göre iki ayrı keşide yeri içeren bu belgenin çek niteliğini yitireceği gözetilerek, çek niteliği taşımayan belgeyi ödeme aracı olarak veren sanığın eyleminde diğer unsurları oluşturduğu taktirde dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağının kara yerinde tartışılmaması yasaya aykırıdır.
Y.10. C.D. T. 28.05.1996 E.1996/5777 K.1996/5896
· Çekte iki keşide tarihi bulunması – Vade
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 5.3.1990 tarih ve 1990/7-33 esas ve 1990/50 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, dava konusu çekin ön yüzünde iki tarih bulunduğu taktirde, keşideci imzası yanında bulunan 29.1.1993 tarihinin tanzim tarihi; çekin üst kısmında yer alan 30.6.1993 tarihinin ise sonraki tarih olması nedeniyle vade tarihi olarak gösterildiğinin kabulü zorunlu bulunmasına, TTK’nın 707. Maddesinin 1.fıkrasında “çek görüldüğünde ödenir buna aykırı herhangi bir kayıt yazılmamış hükmündedir” denilmesine göre, çeklerde vade tarihi geçersiz olup imza yanındaki tanzim tarihi olan 29.1.1993 tarihine göre yasal ibraz edilen dava konusu çek nedeniyle 3467 sayılı Yasanın 16/1. Maddesinde yazılı suç oluşmadığı gibi, müştekinin suçundan da söz edilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi yasaya aykırıdır.
Y. 10. CD. T. 25.10.1994 E.1994/9259 K.1994/12453
· Keşide yeri ve tarihinin hamil tarafından tamamlanması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ile Dairemizin yerleşmiş içtihatları ve TTK’nın 730. maddesi delaletiyle 592. Maddesi gereğince, tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmuş çekin ibraz tarihine kadar Yasa’nın aradığı koşulları ihtiva eder şekilde ve TTK’nın 692. Maddesine uygun olarak düzenlenmesi, bir başka anlatımla sanığın keşide sırasında yazmadığı keşide mümkün olup, bu durumun çekin hukuki değerini etkilemeyeceği anlaşmalara aykırı olmamak kaydıyla, bu suretle düzenlenen çekin ibrazında karşılığı bulunmadığı taktirde eylemin 3167 sayılı Yasanın 16. Maddesine muhalefet suçunu oluşturacağı ve hükme dayanarak yapılan31.5.1995 tarihli sözleşmenin 18. Maddesinde suça konu çekin teminat mukabili verildiğine dair bir hükme rastlanmadığı gibi anılan sözleşme metninde suça konu çekin niteliği ve keşide tarihi hususunda bir açıklama olmamasına nazaran 2.8.1985 tarihli ibra sözleşmesi kapsamında kabulü de mümkün bulunmadığı gözetilmeden yazılı gerekçe ile beraat kararı verilmesi yasaya aykırıdır.
Y.10. CD. T.23.12.1992 E.1992/12380 K.1992/13544
· Sanığın keşide sırasında yazmadığı, keşide yerinin ibraz tarihinden önce müşteki tarafından dahi tamamlanması mümkündür
Yargıtay On birinci Hukuk Dairesi’nin yerleşmiş içtihatları ve TTK’nın 730. Maddesi delaletiyle 592. Maddesi uyarınca tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış çekin ibraz tarihine kadar yasanın koşulları ihtiba eder şekilde ve TTK’nın 592. Maddesine uygun olarak düzenlenmesi, bu cümleden olarak sanığın keşide sırasında yazmadığı, keşide yerinin ibraz tarihinden önce müşteki tarafından dahi tamamlanması mümkün olup bu durum çekin hukuki durumunu etkilemeyeceği cihetle; dava konusu çekin keşide yeri (Antalya) olarak belirtilmiş olup ibrazında da karşılığının bulunmadığı belirlendiğine göre eylemin 3167 sayılı Yasaya muhalefet suçunu teşkil edeceği dikkate alınmaksızın yazılı gerekçe ile sanığın beraatına hükmolunması yasaya aykırıdır.
Y.10. CD. T. 24.06.1992 E.1992/6067 K.1992/7448
· Çek hesabı kapatılsa da çek geçerlidir
TTK’nın 692. Maddesinde öngörülen koşullara uygun biçimde düzenlenmiş olan “çek”, muhatap (banka) nezdinde açılmış bir hesap bulunmaması ya da kapatılmış olması halinde hukuken geçerliliğini sürdürür.
YCGK 19.02.220 E. 2002/6-47 K: 2002/176
· Ödeme yeri, çekin bankaya ibraz edildiği yer olmayıp, çek üzerinde yazılı yerdir.
Ödeme yeri, çekin bankaya ibraz edildiği yer olmayıp, çek üzerinde yazılı yerdir. Çekte açıklık bulunmaması halinde, muhatabın yanında gösterilen yeri ödeme yeridir.Çekin ibraz edildiği yerin nazara alınmaması halinde, on günlük ibraz süresi geçirildiği taktirde bir başka yerde muhataba ibraz ile ibraz süresi geçirildiği taktirde bir başka yerde muhataba ibraz ile ibraz süresinin aya çıkarılması mümkün olacaktır.Bu durum ise yasaya aykırıdır.
YCGK T. 26.09.1995 E.1995/10-222 K. 1995/249
· Çek üzerinde değişikliğin keşideci tarafından onanması
HUMK’nin 298. maddesine göre, çek üzerindeki değişikliğin, çek keşidecisi tarafından onanmaması halinde, bu değişiklik keşideciyi bağlamaz.
YCGK T. 05.10.1992 E.1992/10-229 K.1992/253
· Yetkisiz temsilcinin imzaladığı çekten tüzel kişi sorumlu değildir
Takip dayanağı senetlerin tanzim edildiği 13.08.2001 tarihinde borçlu şirketi temsil ve ilzama yetkili olanlar arasında, senetleri şirketi adına imzaladığı konusunda ihtilaf bulunmayan ZA’nın adı bulunmamaktadır. Bu durumda, anılan senetler bakımından şirketin sorumlusu olmadığının kabulü gerekir.Şirketi temsil ve borç altına sokma yetkisi sorumlu yetkisi bulunmayan ZA imzaladığı senetler nedeniyle TTK’ nun 690. Maddesine göndermesi ile uygulanması gereken aynı kanunun 590. Maddesi gereğince şahsen sorumludur.Adı geçenin bu senetler yönünden kişisel sorumluluğu ayrıca ismi yazılarak attığı imza ile de belirlenmiştir.Bu durumda, icra mahkemesince şirket hakkındaki takibin iptaline kara verilmesi gerekirken olaya uygun bulunmayan gerekçeyle bu istemin reddi isabetsizdir.
Y 12. HD T. 08.03.2004 E. 2004/87 K.2004/5257
Okay KIR
SMMM
http://muhasebenet.net/haber.php?haber_id=2400