
Evet, teşvik dairesi dayanaksız ve hatalı bir uygulama yapıyor. Bu hatalı uygulama yatırımcının yararlanacağı teşvikleri sınırlar nitelikte.
Yaşanmış bir örnekten yola çıkarak anlatmaya çalışayım bu hatalı uygulamayı size.
İzmir’de bir yatırımcı şirket, teşviklerden yararlanmak üzere Hazine Müsteşarlığı bünyesindeki teşvik dairesine başvuruyor ve yatırım teşvik belgesi alıyor.
Bu belge ile, yatırımcı kuruluşa, hem genel teşvik rejimindeki KDV istisnasından, hem de bölgesel teşvik rejimindeki indirimli kurumlar vergisi ve sigorta primi işveren desteğinden yararlanma hakkı veriliyor.
Yatırımcı kuruluş, teşvik dairesine verdiği fizibilite raporu çerçevesinde yatırım konusu makina ve teçhizatın bir kısmını finansal kiralama yolu ile temin ediyor.
Yatırım tamamlanıyor, makina ve teçhizatlar kuruluyor, teşvik dairesine kapatma işlemi için başvuruluyor. Uzmanlar geliyor yatırımın yapıldığını tespit ediyor ve tekrar Ankara’ya dönüyor.
Bir müddet sonra teşvik belgesi kapatma vizesi tamamlanmış şekilde yatırımcı şirkete gönderiliyor.
Yatırımcı şirketin yetkilileri, belgeyi incelerken onaylanmış olan yatırım tutarının yapılan yatım tutarının oldukça altında olduğunu görünce şaşırıyorlar.
Bir hata olduğu düşüncesiyle kapatma işlemi için gelen uzmanla irtibata geçince durum anlaşılıyor.
Uzman onlara yatırım teşvik belgesi kapsamındaki makina teçhizat yatırımı olarak makina teçhizat bedelinin tamamının değil, sadece kapanış tarihine kadar ödenmiş olan finansal kiralama fatura tutarlarının dikkate alındığını söylüyor ve bu uygulamanın hatalı olduğunu da kabul etmiyor.
Oysa hata. Hem de büyük bir hata.
Böyle olunca da yatırımcının yaralanacağı vergi indirimi tutarı azalıyor
Finansal kiralama işlemlerinin nasıl kayda alınacağı Vergi Usul Kanunumuzda çok açık bir şekilde anlatılıyor. Finansal kiralama işlemindeki faiz tutarı ayıklanır ve faturaların ödendiği tarihlerde giderlere alınır. Kalan kısım yani makine ve teçhizat bedeli ise işlemin en başında demirbaş olarak kayda alınır ve hatta üzerinden amortisman ayrılmaya başlanır. Yani sözleşme imzalandığı anda makina ve teçhizat yatırımı gerçekleşmiş sayılır.
Bu anlamda finansal kiralama yolu ile makina almakla taksitle makine almak arasında hiç fark yoktur.
Dolayısıyla finansal kiralamaya ödenen taksit tutarlarının bu anlamda bir önemi de yoktur.
2003 yılı öncesinde durum değişikti. Finansal kiralama taksitleri doğrudan gider yazılır, kiralama dönemi sonunda kesilen sembolik faturadaki tutar ise demirbaşlara kaydedilirdi.
Sanırız teşvik dairesi 2003 öncesinde kalmış.
Uygulama her yönden tutarsız. Örneğin yatırımcı ile finansal kiralama şirketi arasındaki sözleşme gereğince kapanış tarihine kadar taksit ödemesi yapılmamış olsa hiç yatırım yapılmamış mı kabul edilecektir?
Teşvik dairesinin bu yaklaşımı doğru olsa taksitle alınan makinalarda da yatırım olarak sadece ödenen taksitler kabul edilir. Olabilir mi böyle bir şey?
Yatırımcı şirket teşvik dairesine yaptığı başvuruya rağmen derdini anlatamadı. Şimdi bu konuyu yargıya taşımaya hazırlanıyor.
Yani birisi kuyuya bir attı bunu çıkarmak için şirket uğraşacak, yargı uğraşacak. Üstelik haklılık tescil edilince de bu hata kimseye bir bedel ödetmeyecek. En kötü tarafı da bu.
Atilla Dölarslan
E.Hesap Uzmanı/YMM
atilladolarslan@yontemymm.com.tr
(16.12.2011)