İş Sağlığı ve Güvenliği KuruluBir şeyi netleştirelim: İşçinin iş sözleşmesinden kaynaklanan temel borcu olan iş görme edimi sonucunda azami verimin alınması için tek gereklilik, işverenin kendisine hak etmiş olduğu ücreti vermesi değildir.
Bununla birlikte, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin de gerektiği şekilde alınması hem etik hem de yasal bir zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor. Bu anlamda, sorunun sosyal bir nitelik taşıdığı tartışılmaz. Zira, iş kazaları ve meslek hastalıkları işçinin kendisine –bazen onarılmaz boyutta- zarar veriyor, bunun yanında işçinin bakmakla yükümlü olduğu kişilerin de yaşamaları için gerekli olan destekten mahrum kalmalarına yol açıyor. İş kazalarında ölen ve sakat kalan kişilerin oranlarına bakıldığında, rakamların hala ciddi boyutta olduğu ve kayda değer bir azalma olmadığı görülüyor. Yıllık rakam hala 1500 civarında dönüyor. Üstelik sadece kayıtlı işçiler dikkate alınarak.
İş kazası mağduru olan işçilerin desteğine muhtaç olan kişi sayısı ve bunların başka bir geçim kaynağı bulamayacak durumda oldukları gözönüne alındığında, bu manzaranın açacağı sosyal yaraların büyüklüğünü tahmin etmek zor olmayacaktır. Sorunun sosyal tarafı dışında ekonomik yönünü de gözardı etmemek gerekir.
Şöyle ki, iş kazaları nedeniyle oluşacak olan işgünü kayıpları hem verimliliğin olumsuz yönde etkilenmesine yol açacak, hem de maliyetlerin artmasına sebep olarak işverene ek külfetler getirecektir. Diğer yandan, iş sağlığı ve güvenliği kurallarının ihlali halinde, işverenin cezai sorumluluğu da sözkonusu olabilecektir. Fransa’da yeni Ceza Kanununun yürürlüğe girmesinden itibaren, tüzel kişilerin de cezai sorumluluğunun düşünülebileceği bile belirtilebiliyor. Bunun yanında, doğal olarak işverenin hukuki sorumluluğu da olacaktır.
Konu, önemi nedeniyle kanun koyucunun da dikkatini çekmiş ve gerek 1475 sayılı eski İş Kanununda gerekse 4857 sayılı yeni İş Kanununda “iş sağlığı ve güvenliği” hususuna temas edilmiş ve sosyal tarafların yükümlülükleri belirtilmiştir. Her iki kanunda da beşinci bölümde düzenlenen konu, eski kanunda “işçi sağlığı ve iş güvenliği”, yeni kanunda ise ayrıntılı inceleme olanağı bulduğum Fransa örneğindeki gibi “iş sağlığı ve güvenliği” başlığıyla ele alınmıştır. 1475 sayılı İş Kanunu md.73’e göre; “her işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlüdür. İşçiler de, işçi sağlığı ve iş güvenliği hakkındaki usul ve şartlara uymakla yükümlüdürler”. 4857 sayılı kanunun 77.maddesine göre de; “işverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler.”
“İş sağlığı ve güvenliği”, yukarıda ifade ettiğimiz nedenlerle, çalışma hayatında üzerinde önemle durulması gereken bir noktadır ve birçok açıdan incelemeye muhtaç bir başlıktır. Bu işin de –bizim tanımımızla- mabedi İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu’dur. Konu; 1475 sayılı kanunda 76.maddede “İşçi Sağlığı ve Güvenliği Kurulu”, 4857 sayılı kanunda ise 80.maddede “İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu” şeklinde başlıklandırılmıştır. Eski kanun döneminde bu müesseseyle ilgili olarak bir tüzük bulunmaktayken, yeni kanun döneminde konunun ayrıntıları bir yönetmelik vasıtasıyla düzenlenmiştir. Gelecek yazımızdan itibaren İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun Tasarısı Taslağına, özellikle de kurulun işleyişine değineceğiz. Bunu yaparken de, Avrupa Birliği’nin önemli ve kayda değer ülkelerinden Fransa’daki “İş Sağlığı, Güvenliği ve Çalışma Koşulları Kurulu”nun (é d'Hygiène, de Sécurité et des Conditions de Travail - CHSCT) yapısını ve işlevlerini de incelemeye gayret edeceğiz.
Serkan ODAMAN
http://www.gozlemgazetesi.com/yazarlar/serkan-odaman/942-is-guvenliginin-mabedi.html