Hizmet Tespiti Uygulamalarında DeğişiklikGünümüz çalışma hayatında sigorta bildirimi yapılmadan çalıştırılan pek çok çalışan, çalıştıkları dönemde gerek işverenleriyle ters düşmeme adına gerekse işsiz kalma korkusu yaşamaları nedeniyle, çalışmış oldukları işyerlerini işten ayrıldıktan sonra SGK'ya şikâyette bulunuyor. İl Müdürlüklerinde görev yapmakta olan Sosyal Güvenlik Denetmenleri tarafından dikkate alınan ve gereği yerine getirilen şikayet dilekçeleri ile BİMER ve ALO 170 ihbar hattına yapılan başvurular da şikayette bulunan çalışanın işyerinden ayrılması nedeniyle yapılan fiili denetimlerde şikayetçi lehine bir sonuç alınamıyordu.
Söz konusu şikayetçinin işyeri defter kayıt ve belgelerinden fiili çalışmasına rastlanılamaması durumunda da bildirim yapılmayan çalışmaları ile ilgili, 5510 sayılı Kanunun 86. maddesine, 5754 sayılı Kanunun 50. maddesi ile eklenen fıkrada belirtilen “Aylık prim ve hizmet belgesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 (beş) yıl içerisinde İş Mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır.” maddesi gereği yetkili İş Mahkemesine başvurabileceği hususunda kendisine bilgi verilmektedir.
Çalışanların İş mahkemelerinde açmış oldukları bu davalara Hizmet tespit davası denilmektedir. Çünkü bu dava da davacının herhangi bir işyerindeki hizmetleri tespit edilmeye çalışılmaktadır. Bu davalar ve sonrasındaki süreç şimdiye kadar sırasıyla şu şekilde işlemekteydi.
· İş mahkemesi ve Yargıtay delilleri yeterli görür ve fiili çalışma olgusuna kanaat getirirse, davacı işçi lehine karar veriyor ve belirli bir tarih aralığında belirli bir işyerinde sigortalı çalıştığını kabul ediyordu.
· Söz konusu kararı alan davacı işçi, bu karar doğrultusunda Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan kendisi adına mahkeme kararı doğrultusunda hizmet tescili yapmasını istiyordu.
· Sosyal Güvenlik Kurumu, tespit edilen hizmetlere ilişkin sigorta primlerini ilgili işverenden tahsil etmeye çalışıyor, tahsil edebilirse davacı işçinin sigortasını tescil ediyor, edemezse primleri davacı işçiden istiyordu.
· Sigortasız çalıştırıldığı yetmezmiş gibi bir de davalarla uğraşmak zorunda kalan çalışan, bunların üzerine bir de sigorta primlerini ödemesi kendisinden isteniyor ve borçlu çıkıyordu.
Yargıtay geçtiğimiz günlerde vermiş emsal niteliğindeki bir kararın da "506 sayılı yasanın 79/10. maddesinde 'yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilmeyen sigortalıların çalışmalarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının nazara alınacağı' belirtilmiştir. Yasada başka bir koşul öngörülmemiş olup, prim borçlarının ödenmesinden işverenler sorumlu olduğuna, ödenmeyen primlerin tahsil ve takibinden de kurum yetkili ve görevli bulunduğuna göre, yasanın öngördüğü şekilde çalışmaları bildirmeyen işveren ve çalışmayı tespit etmeyen kurumun bu davranışlarının sonucu sigortalıya yüklenmemelidir. Aksi bir düşünce sigortalının hiçbir zaman yaşlılık aylığına ulaşamaması gibi bir sonucu da doğurabilir, bu da sosyal güvenlik ilkeleri ile bağdaşmaz." şeklinde karara hükmetti.
SGK Hukuk Müşavirliği imzalı 2012-14 sayılı genelge ile hizmet tespiti yönündeki Yargıtay kararlarını doğrudan uygulama kararı aldı. Sosyal Güvenlik Kurumu Yargı kararıyla tespit edilen hizmetlere ilişkin primleri işverenden tahsil edemese bile, işçiden talepte bulunmaksızın sigortasını tescil edecek.
Mehmet CAN
Sosyal Güvenlik Denetmeni
Not: Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz.
http://calismarehberi.com/mehmet-can-makale,51.html