FACEBOOK TAKİP ETMEK İÇİN BEĞEN

SİTENİZ VE BLOGUNUZ VARSA REKLAM ALARAK PARA KAZANABİLİRSİNİZ TIKLAYINIZ

SİTENİZ VE BLOGUNUZ VARSA REKLAM ALARAK PARA KAZANABİLİRSİNİZ TIKLAYINIZ

30 Eylül 2011 Cuma

Hastalık İzin Sürelerinde Yapılan Değişiklik ve Memurların Malûlen Emekliliği

Hastalık İzin Sürelerinde Yapılan Değişiklik ve Memurların Malûlen Emekliliği


 

Bilindiği üzere, kamuoyunda Torba Kanun olarak adlandırılan 13.02.2011 tarihli ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un([1]) 107. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 105. maddesi uyarınca devlet memurlarının hastalıkları nedeniyle kullanacakları sürelerde değişiklik yapılmış bulunmaktadır.

I- GİRİŞ

Diğer taraftan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun malullük sigortası hükümlerinin tetkikinde, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu’nun malullüğe ilişkin mülga hükümlerine paralel şekilde düzenlenmiş ve Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalıların malul sayılmaları bakımından üç ayrı kriterin belirlenmiş olduğu görülmektedir. Söz konusu kriterlerden birisini, personel kanunlarına tabi olanların hastalıklarının kanunlarında tayin edilen sürelerden fazla devam ettiğinin, personel kanunu olmayanların ise hastalık sebebiyle malûl sayılmalarına esas alınacak hastalık süreleri hakkında kendi özel kanunları yürürlüğe girinceye kadar 657 sayılı Kanun’un hastalık iznine ilişkin hükümleri uygulanmak suretiyle bu süreleri doldurduklarının SGK Sağlık Kurulu’nca tespit edilmesi oluşturmaktadır.

Bu makalede, 6111 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik dikkate alınmak suretiyle tabi oldukları personel kanunlarına göre hastalık izin sürelerini dolduran memurların malul sayılmalarına ilişkin esaslar inceleme konusu yapılacaktır.

II- 5510 SAYILI KANUN’A GÖRE MALULÜK SİGORTASI İLE SAĞLANAN HAKLARDAN YARARLANMA ŞARTLARI

Malul sayılma, 5510 sayılı Kanun’un 25. maddesi ile Kanun’un 4/1-(a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar ile 4/1-(c) bendi kapsamında sigortalı olarak kabul edilen memurlar açısından bazı farklılıkları içermektedir. 5510 sayılı Kanun’da 4/1-(c) bendi kapsamındaki sigortalıların malul sayılıp sayılmayacaklarının tespitinde memuriyet statülerinin, dolayısıyla 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu’nun malullüğe ilişkin mülga hükümlerinin etkili olduğunu ve anılan 25. maddenin de bu etki altında düzenlendiğini söylemek mümkündür.

A- MALUL SAYILMAYI GEREKTİREN HASTALIK VE ÖZÜR

Malullük sigortası ile sağlanan haklardan yararlanmak için öncelikle malul sayılmak gerekmektedir. 5510 sayılı Kanun’un 25. maddesi;

“Sigortalının veya işverenin talebi üzerine Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usûlüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucu, 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az % 60'ını, (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az % 60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiği Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilen sigortalı, malûl sayılır.



4. maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalılardan, vazifelerini yapamayacak derecede hastalığa uğrayanlar, hastalıkları kanunlarında tayin edilen sürelerden fazla devam etmesi halinde, hastalıklarının mahiyetlerine ve doğuş sebeplerine göre birinci fıkra uyarınca malûl veya 47. madde hükümlerine göre vazife malûlü sayılırlar.

4. maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalılardan; personel kanunlarına tabi olmayanların hastalık sebebiyle malûl sayılmalarına esas alınacak hastalık süresi hakkında    kendi özel kanunları yürürlüğe girinceye kadar 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun hastalık iznine ilişkin hükümleri uygulanır. Kanunlarındaki yazılı sürelerden önce geçen hastalığı en çok bir yıl içinde nüksetmesi halinde eski ve yeni hastalık süreleri birleştirilmek suretiyle işlem yapılır…”

hükmünü içermektedir.

5510 sayılı Kanun’un 25. maddesinden anlaşılacağı üzere, Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalıların (kamu görevlilerinin), malul sayılmaları bakımından birbirinden bağımsız üç ayrı durum belirlenmiştir.

Bunlardan ilkini çalışma gücünün en az % 60’ının kaybedildiğinin, ikincisini memurun vazifesini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiğinin, üçüncüsünü ise personel kanunlarına tabi olanların hastalıklarının kanunlarında tayin edilen sürelerden fazla devam ettiğinin, personel kanunu olmayanların ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun hastalık iznine ilişkin hükümler uygulanmak suretiyle bu sürelerin doldurulduğunun SGK Sağlık Kurulu’nca tespit edilmiş olması oluşturmaktadır. Sayılan bu hallerden herhangi birinin varlığı 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalıların malul sayılmalarını ve haklarında malullük sigortası hükümlerinin uygulanmasını gerektirmektedir. Bununla birlikte görevinden ayrılan ve herhangi bir sigortalılık haline tabi olmayan bir memurun açıkta iken malul sayılması için aranılan tek bir kriter vardır, çalışma gücünün en az % 60’ının kaybedildiğinin tespit edilmiş olmasıdır.

B- HASTALIK İZİN SÜRELERİNİN DOLDURULMASI NEDENİYLE MALUL SAYILMA

Memurlar, tabi oldukları personel kanunları ile belirlenmiş olan ve hastalıkları halinde kullanma hakkına sahip oldukları hastalık izin süresini doldurmuş iseler malullük sigortası ile sağlanan haklardan yararlanma bakımından malûl sayılmaktadırlar. Bu kriterin ilgili memur hakkında uygulanması açısından SGK’ca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usûlüne uygun olarak düzenlenmiş ve memurun çalışma gücünü en az % 60’ının veya vazifesini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiğinin tespitine imkan tanıyacak bir raporun bulunması gerekmemektedir.

5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılan bir kamu görevlisi hakkında kullandığı hastalık izin süresine göre malullük hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tespitinde SGK Sağlık Kurulu’nca çeşitli kıstaslar göz önünde bulundurulmuştur. Bu kıstasları şu şekilde sıralamak mümkündür;

- Sigortalının tabi olduğu personel kanunu hangisidir?

- Hizmet süresinin ne kadar olduğu. (657 sayılı Kanun’a tabi veya haklarında bu Kanun’un hastalık iznine ait hükümleri uygulanan sigortalılar açısından)

- Hastalığın türünün ne olduğu. (Kanser, verem, kronik böbrek yetmezliği ile akıl ve ruh hastalıkları gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren bir hastalık olup olmadığı)

- Hastalık izin sürelerinin aynı hastalık dolayısıyla mı, yoksa farklı hastalıklar dolayısıyla mı kullanılmış olduğu.

- Kullanılan hastalık izin süreleri arasında ne kadar bir sürenin bulunduğu.

- Hastalık izin süresi kullanılmasına neden olan hastalığın görevden kaynaklanıp kaynaklanmadığı.

Memurların iyileşememeleri ve hastalıkları dolayısıyla kullanma hakkına sahip oldukları hastalık izin sürelerinden daha fazla süreyle izin kullanmaları halinde görevlerine devam etmelerinin (görevden kaynaklı hastalıklar hariç) tabi oldukları personel kanunları hükümlerine mümkün olmaması, bu kapsamdaki memurlar hakkında kurumlarınca re’sen malulen emeklilik hükümlerinin uygulanması gerektirmektedir. Bu haliyle hastalık izin süresini dolduran memur hakkında malullük nedeniyle de olsa bir tür re’sen emeklilik hükümlerinin uygulanması durumu ortaya çıkmaktadır([2]). Nitekim 5510 sayılı Kanun’un “Sigortalılığın sona ermesi” başlıklı 9. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanların hastalık izin sürelerini doldurmaları halinde, bu sürelerin doldurulduğu tarihi takip eden aybaşından itibaren sigortalılıklarının sona ereceği hükme bağlanmış bulunmaktadır.

Bu şekilde yani tabi oldukları personel kanunları ya da 657 sayılı Kanun’un hastalık iznine ilişkin hükümleri uygulanmak suretiyle tayin edilen sürelerden fazla izin kullanmaları nedeniyle malul sayılanların, vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiğinin tespiti nedeniyle malul sayılan memurlara tanınmış olan, başka vazife veya sınıflara naklen atanma suretiyle görevlerine devam etme hakları bulunmamaktadır([3]). Çünkü, yürütmekte oldukları görev sırasında kullanılan hastalık izin süresi dikkate alınarak malul sayılan sigortalıların, başka vazife veya sınıflarda çalışmaya devamlarından bahsetmek mümkün değildir.

Bir sonraki bölümde açıklanacak olan personel kanunları ile açıkça hükme bağlandığı üzere, görevlerinden dolayı saldırıya uğrayan memurlar ile görevleri sırasında ve görevlerinden dolayı bir kazaya uğrayan veya bir meslek hastalığına tutulan memurlar, herhangi bir süre sınırlamasına tabi tutulmaksızın ve memurun hizmet süresine veya hastalığın türüne bakılmaksızın iyileşinceye kadar izinli sayılmaktadırlar. Bunlardan iyileşemeyenler hakkında düzenlenecek sağlık kurulu raporları esas alınarak çalışma gücünün en az % 60’ının veya vazifesini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünün kaybedilmiş olduğuna ilişkin olarak SGK Sağlık Kurulu’nca verilecek karar uyarınca yine malullük hükümleri uygulanacaktır. Söz konusu malullüğün görevden kaynaklanmış olması nedeniyle de ilgililer hakkında vazife malullüğü hükümleri uygulanmak suretiyle sosyal güvenlikleri sağlanacaktır.

III- PERSONEL KANUNLARINA GÖRE KULLANILAN SIHHİ İZİN SÜRELERİ

Bilindiği üzere, kamu görevlilerinin tabi oldukları başlıca personel kanunlarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetler Personel Kanunu, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, 2914 sayılı Yüksek Öğretim Personel Kanunu, 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu ile özellikle 1990 yılının ortalarından itibaren kendi özel kanunları ile birlikte faaliyete başlayan düzenleyici ve denetleyici kurumlara ait kuruluş kanunları oluşturmaktadır.

Bahsi geçen kanunların tetkikinde;

- 2802 sayılı Kanun’un 56. maddesi ile “Hakim ve savcıların; mazeret, hastalık ve aylıksız izinleri hakkında Devlet Memurları Kanunu’ndaki hükümler uygulanır.”

- 2914 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile “Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri uygulanır.”

- 4733 sayılı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 4. maddesi ile “Kurum personeli ücret ve mali haklar dışında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabidir.”

- 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 9. maddesi ile “Kurum personeli ücret ve mali haklar dışında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabidir.”

- 3446 sayılı Uzman Jandarma Kanunu’nun 20. maddesi ile “Uzman Jandarmalar ile bakmakla yükümlü oldukları kimseler sağlık işlemleri, izin ve sıhhi izin süreleri yönünden, 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nda belirlenen hükümlere tabidirler.”,

hükümlerine yer verildiği ve kamu görevlilerinin hastalık izin süreleri bakımından genel olarak 657 ve 926 sayılı kanunların ilgili hükümlerine tabi oldukları görülmektedir. Bu kapsamda aşağıda 657 ve 926 sayılı kanunların hastalık izin sürelerine ilişkin hükümleri açıklanacaktır.

A- 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNU’NA GÖRE HASTALIK İZİN SÜRELERİ

6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 110. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 105. maddesi;

“Memura, aylık ve özlük hakları korunarak, verilecek raporda gösterilecek lüzum üzerine, kanser, verem ve akıl hastalığı gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığı hâlinde onsekiz aya kadar, diğer hastalık hâllerinde ise oniki aya kadar izin verilir.

Memurun, hastalığı sebebiyle yataklı tedavi kurumunda yatarak gördüğü tedavi süreleri, hastalık iznine ait sürenin hesabında dikkate alınır.

Bu maddede yazılı azamî süreler kadar izin verilen memurun, bu iznin sonunda işe başlayabilmesi için, iyileştiğine dair raporu (yurt dışındaki memurlar için mahallî usûle göre verilecek raporu) ibraz etmesi zorunludur. İzin süresinin sonunda, hastalığının devam ettiği resmî sağlık kurulu raporu ile tespit edilen memurun izni, birinci fıkrada belirtilen süreler kadar uzatılır, bu sürenin sonunda da iyileşemeyen memur hakkında emeklilik hükümleri uygulanır.

Bunlardan gerekli sağlık şartlarını yeniden kazandıkları resmî sağlık kurullarınca tespit edilen ve emeklilik hakkını elde etmemiş olanlar, yeniden memuriyete dönmek istemeleri hâlinde, niteliklerine uygun kadrolara öncelikle atanırlar.

Görevi sırasında veya görevinden dolayı bir kazaya veya saldırıya uğrayan veya bir meslek hastalığına tutulan memur, iyileşinceye kadar izinli sayılır.

Hastalık raporlarının hangi hallerde, hangi hekimler veya sağlık kurulları tarafından verileceği ve süreleri ile bu konuya ilişkin diğer hususlar, Sağlık, Maliye ve Dışişleri Bakanlıkları ile Sosyal Güvenlik Kurumu’nun görüşleri alınarak Devlet Personel Başkanlığı’nca hazırlanacak bir yönetmelikle belirlenir.

Ayrıca, memurun bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hâllerinde, bu hâllerin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, aylık ve özlük hakları korunarak, üç aya kadar izin verilir. Gerektiğinde bu süre bir katına kadar uzatılır.”

şeklinde değiştirilmiştir.

Bu değişiklikten önce hastalık izin süreleri, memurların hizmet süreleri ve hastalığın türüne bağlı olarak bir sınıflandırmaya tabi tutulmuş durumda idi. Madde ile kanser, verem ve akıl hastalıkları gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığa yakalanan memurların kullanacağı hastalık izin süresi bakımından, hizmet süresinin herhangi bir etkisi bulunmaz iken, bunların dışındaki hastalıklar (uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç göstermeyen hastalıklar) için ise hizmet süresinin 10 yıldan az olması veya 10 yıldan çok olması kullanılacak hastalık izin süresi için belirleyici idi. Değişiklik öncesi hastalık izin süreleri;

1- On yıla kadar (on yıl dahil) hizmeti olanlara altı ay,

2- On yıldan fazla hizmeti olanlara oniki ay,

3- Kanser, verem ve akıl hastalıkları gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığa yakalananlara onsekiz ay,

olarak belirlenmiş ve izin süresinin sonunda hastalıklarının devam ettiği resmi sağlık kurullarının raporu ile tespit edilenlerin izinleri bir katına kadar uzatılması öngörülmekte idi.

6111 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile hizmet sürelerine bakılmaksızın kanser, verem ve akıl hastalıkları gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığa yakalananlar dışındaki memurların kullanabileceği hastalık izin süresi azami 24 ay olarak belirlenmiştir. Böylece, daha önce hizmet süresinin 10 yıldan az olması nedeniyle en fazla 12 aya kadar hastalık izni kullanma hakkına sahip memurların hastalık izin süreleri bir katı oranında artırılmış bulunmaktadır.

Bununla birlikte haklarında kullanmış oldukları hastalık izin süreleri esas alınarak emeklilik hükümleri uygulananlardan, yalnızca gerekli sağlık şartlarını yeniden kazandıkları resmî sağlık kurullarınca tespit edilen ve emeklilik hakkını elde etmemiş olanlara talepleri halinde niteliklerine uygun kadrolara öncelikle atanma hakkı tanınmıştır.

B- 926 SAYILI TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNU’NA GÖRE HASTALIK İZİN SÜRELERİ

Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu hükümlerine tabi olan subay, astsubay ve uzman jandarmalar hakkında uygulanmak üzere 926 sayılı Kanun’un “Sıhhi izin süresi” başlığı altındaki 128. maddesi;

“Subayların ve astsubayların sıhhi izin süresi aşağıdaki gibidir:

a) Barışta ve savaşta hizmet yapamayacak şekilde hastalanan subaylar ve astsubaylar, hastalıkları geçici ise veya geçici olup sekel bırakan hastalıklardan ise, hastahanelerde geçen teşhis ve tedavi süreleri hariç, ay ve gün hesabı ile her bir hastalığı için toplam olarak ve fiilen iki yılı geçmemek üzere, nekahet tedavisi, istirahat ve hava değişimi işlemine tabi tutulurlar. Bu gibiler hakkında raporlar sağlık kurulunca verilir.

b) Kanser, her türlü kötü huylu tümör, verem, kronik böbrek yetmezliği ile akıl ve ruh hastalıkları gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığa yakalananlar, sağlık kurulları raporlarında gösterilecek lüzum üzerine, toplam olarak ve fiilen üç yılı geçmemek şartı ile tedavi, istirahat veya hava değişimine tabi tutulabilirler.



Sıhhi izin süresini doldurmak durumuna girenler, sıhhi izin sürelerini dolduracakları ayın ilk haftasında haklarında kati işlem yapılmak üzere tekrar muayeneye sevk edilirler. Bunlardan sıhhi arızalarının devam ettiği ve hiçbir sınıfın hizmetinde vücutlarından istifade edilemeyeceği anlaşılanlar hakkında T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır.



e) Barışta ve savaşta görev esnasında veya görev dışında, görevlerinden dolayı bir saldırıya veya kazaya uğrayan veya bir meslek hastalığına yakalanan subay ve astsubaylar yukarıdaki bentlerde belirtilen sürelerle bağlı olmaksızın iyileşinceye kadar izinli sayılırlar.”

hükmünü içermektedir.

Bu madde ile; kanser, her türlü kötü huylu tümör, verem, kronik böbrek yetmezliği ile akıl ve ruh hastalıkları gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığa yakalananlar ile bu hastalıklar dışındaki hastalıklara yakalanan subay, astsubay ve uzman jandarmaların kullanabilecekleri iki tür hastalık izin süresinin bulunduğu belirlenmiş ve bunların hastalık izin süresini doldurmak durumuna girmeleri halinde, sıhhi izin sürelerini dolduracakları ayın ilk haftasında haklarında kati işlem yapılmak üzere tekrar muayeneye sevk edilmek suretiyle sıhhi arızalarının devam ettiği ve hiçbir sınıfın hizmetinde vücutlarından istifade edilemeyeceği anlaşılanlar hakkında emeklilik hükümlerinin uygulanması gerektiği hükme bağlanmıştır.

IV- SONUÇ

Hastalık izin sürelerinin kullanımı düzenleyen gerek 657 sayılı Kanun’un 105. maddesinde, gerekse 926 sayılı Kanun’un 128. maddesinde, kamu görevlilerinin yakalanmış oldukları hastalığın türüne göre ilgili kanun hükümlerine göre kullanma hakkına sahip oldukları hastalık izin sürelerini doldurmaları halinde haklarında emeklilik hükümlerinin uygulanması gerektiği açıkça hükme bağlanmış bulunmaktadır. Bu nedenle, personel kanunlarına göre kullanılan hastalık izin süresinin doldurulmuş olması kamu görevlilerinin kurumlarınca malullük dolayısıyla re’sen emekliye sevk edilmelerini gerektiren bir durum olarak ortaya çıkmaktadır.

Torba Kanun ile 657 sayılı Kanun’un 105. maddesinde yapılan değişiklik ile personel kanunlarına göre kullanılan hastalık izin süreleri arasında bir paralellik sağlanmıştır. Çünkü değişiklikten önce 657 sayılı Kanun uyarınca kullanılan hastalık izin süresi, memurun hizmet süresi ve hastalığın türüne göre belirlenirken, 926 sayılı Kanun’da yalnızca hastalığın türü kullanılacak hastalık izin süresi bakımından belirleyici durumda idi. Bundan sonra, 657 sayılı Kanun’a tabi olan memurların kullandığı hastalık izin süreleri artık hizmet süresine göre bir farklılık göstermeyecek, her memur hastalığın türüne göre aynı sürede hastalık izni kullanabilecektir. Daha önce de belirtildiği üzere hizmet süresi 10 yıldan az olan ve hastalığının devam ettiği resmî sağlık kurulu raporu ile tespit edilen bir memurun kullanabileceği azami hastalık izin süresi 12 aydan, 24 aya yükseltilmiştir.

657 sayılı Kanun ile 926 sayılı Kanun hükümlerine göre kullanılan hastalık izin süreleri ile bu izin sürelerinin doldurulması nedeniyle uygulanacak hükümler arasında bir paralellik bulunmakla birlikte, 657 sayılı Kanun’a tabi memurlar gerekli sağlık şartlarını yeniden kazandıklarının, resmi sağlık kurulu raporu tespit edilmesi ve tekrar görev almak istedikleri takdirde, eski derece ve niteliklerine uygun görevlere öncelikle atanma hakkına sahiptirler. Ancak, 926 sayılı Kanun’a tabi subay, astsubay ve uzman jandarmaların görevlerinin özelliği gereği yeniden atanma konusunda kanunen talep hakları bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, 6111 sayılı Kanun ile 657 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklere ilişkin geçiş hükümlerini düzenleyen ve bu Kanun’a eklenen geçici 36. maddede; 657 sayılı Kanunun bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla değiştirilen hükümleri gereğince, ilgililere geriye dönük olarak herhangi bir şekilde malî ve sosyal hak sağlanamaz ve hiçbir şekilde ödeme yapılmaz.” hükmüne yer verilmek suretiyle yapılan değişikliklerin uygulanmasına ilişkin kapsam belirlenmiş bulunmaktadır.

Ahmet ALTINTAŞ*

Yaklaşım






(*)      SGK, Sosyal Güvenlik Uzmanı

([1])   25.02.2011 tarih ve 27857 (1. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

([2])   Ahmet ALTINTAŞ, “Memurların Re’sen Emekliye Sevkleri İle Bu İşlemlerin Anayasa’ya Uygunluk Kriterleri”, Yaklaşım, Ocak 2011, Sayı: 217

([3])   Ahmet ALTINTAŞ, “Memurların Malullük Sigortasından Yararlanmaları Bakımından Özel Durumlar”, Yaklaşım, Mart 2011, Sayı: 219

 

KAYNAK : http://www.ozdogrular.com/content/view/16946/


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

1

Blog Arşivi