Büyüyoruz. Enflasyona dikkatPazartesi günü üçüncü çeyrek büyüme verileri yayınlandı. Türkiye üçüncü çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre sabit fiyatlarla yüzde 8,2, ilk dokuz aylık dönende de yüzde 9,6 büyüdü.
Bu rakamlarla Türkiye, çeyrek bazında Çin'in ardından ikinci, 9 aylık büyümede de dünya birincisi oldu. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endekse ve bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,7 büyüme olmuştur. Bu rakamlar piyasa beklentilerinin bir hayli üzerinde gerçekleşmiştir. Zaten bu yapıyı önceki hafta açıklanan sanayi üretimi endeksindeki artışta da gördük.
.
Büyüme elbette iyi bir şeydir. Hele dünyada ekonomik kriz nedeniyle gelişmiş ülkeler durgunlukla mücadele etmeye çalışılırken yüksek oranlı büyüme sağlayabilmek gayet iyidir. Ama her iyinin de bir bedeli vardır. Türkiye'nin ilk 6 aydaki büyümesi de bir hayli yüksek olmuştu. Ancak en önemli risk aynı dönemde cari açıkta da ciddi bir artış olmasıydı. Cari açıkta mart ayında kırılan rekorun ardından takip eden 3 ayda önemli artışlar yaşanmıştı. Alınan tedbirlerin etkisi ile üçüncü çeyrekte hem cari açıkta hem büyümede biraz yavaşlama olması bekleniyordu. Ekim ayında alınan maliye politikası önlemleri de eklenince ithalatın artış hızında biraz yavaşlama olmuş, buna bağlı olarak dış ticaret açığı azalmış ve dolayısıyla cari açık 4,151 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Cari açıkta bu yavaşlama eğilimi varken üçüncü çeyrek büyümesinin yüzde 8,2 gibi gerçekleşmesi ve bu büyümenin daha ziyade imalat sanayi kaynaklı olması iyiye işarettir. Üstelik bu büyümede sanayi üretimi yanında özel tüketim harcamalarında değil kamu harcamalarındaki artış daha belirgin olmuştur.
Döviz girişindeki yavaşlama
Altı çizilmesi gereken en önemli noktalardan biri de, ekim ayında sermaye hesabında küçük de olsa açık verilmiş olması ve cari açığın 3,7 milyar dolarlık kısmının Merkez Bankası kaynaklarından karşılanmasıdır. Elbette kümülatif bazda finansman tablosu artı durumdadır. Ama yeni kaynak girişlerinde ciddi bir yavaşlama olduğu gerçektir. Alınan tedbirler sonrasında hem ithalatta hem de cari açıkta son çeyrekte biraz daha yavaşlama olacağı için döviz girişindeki bu yavaşlama veya negatiflik çok büyük risk oluşturmayacaktır.
Kredi faizleri ve enflasyon baskısı
Büyümedeki bu yumuşak iniş eğiliminin son çeyrekte biraz daha belirgin olacağı, 2012'nin ilk çeyreğinde ise cari açık ve yüksek oranlı büyümeden ziyade, özellikle kredi faizlerindeki yükselme nedeniyle durgunluk ve enflasyon riski daha belirgin olacaktır. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'nın büyüme ve cari açığa ilişkin değerlendirmeleri sorulduğunda bundan sonraki en önemli meselenin enflasyon olacağını belirtmesi doğru ama piyasa beklentilerini daha da olumsuzlaştırabilmesi anlamında riskli bir ifade olmuştur.
.
Her ne kadar Merkez Bankası faiz koridoru uygulamasıyla gösterge faizde artış yapmamışsa da bankaların ticari kredi faiz oranları yüzde 15'lerin üzerine çıkmış durumdadır. Elbette bu durum kredi hacminde ciddi bir yavaşlama yaratacaktır. 2012'nin ilk çeyreğinde kredi faizleri ve kur baskısı enflasyon üzerinde ciddi bir zorlama yaratacaktır. Bu aşamandan sonrası ekonomi yönetiminin ve Merkez Bankası'nın maharetini daha çok gerektiren bir dönem olacaktır. Bir yandan ekonomide kontrollü ama orta vadeli plan hedefleri doğrultusunda bir büyüme sağlamak, diğer yandan da enflasyonun kontrolden çıkmasına neden olacak psikolojik bir kırılma yaşatmamak. Burada muhtemelen 2012 yılının ikinci çeyreğinden itibaren başlayacak AB ve dünya ekonomisindeki kıpırdanma ile enflasyonist baskı da dikkate alındığında işler biraz daha zorlu hale gelecektir. Her şeye rağmen düzenli büyüme gelişmekte olan ekonomiler için en temel olumlu göstergedir. Büyürken kontrolden çıkma eğilimi gösteren cari açık ve enflasyon gibi yönleri de kontrollü götürebilmek ballı kaymak olur.
Osman Arıoğlu