Karşılıksız çek düzenlemek 'out', cari hesap kullanımı 'in'Karşılıksız çek kullananların mı, çeki tahsil edemeyenin mi mağdur olduğu tartışıla dursun, karşılıksız çek düzenleyene hapis cezası kalktı bile. Yeni yaklaşım piyasalarda güven bunalımı oluşturur mu bilinmez ama, "aşağı baksan bıyık yukarı baksan sakal" cinsinden bir durum var ortada. Bankalara çek karnesi verirken sıkı takip ve sorumluluk getirilse de, biraz da aldığı çeki tahsil edemeyen esnafa sormak lazım karşılıksız çeki.
.
Karşılıksız çeki düzenleyene hapis cezasını kaldırılmasının temel dayanak noktası, ekonomik suça ekonomik ceza ilkesi. Modern ceza hukukunun temeli kabul edilen bu prensip ortadayken, "cari hesap kullanan ortak ve yöneticiler ile bunların yakınlarının ne suçu var da hapis cezasına giden yol onlar için açık tutuluyor" diye sormaktan alamıyor insan kendisini. Cari hesap kullanmak suç kabul edilebilir mi? Hadi kabul ettik diyelim, karşılıksız çek düzenlemek cari hesap kullanmaktan daha hafif bir suç mu?
.
DÜNYA Gazetesi'nin 7 Ekim 2011 tarihli sayısında yayımlanan makalemizden sonra çok yazıldı çizildi ama hala bilmeyen olabilir. 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girecek olan yeni Türk Ticaret Kanunu'nun 358. ve 395'nci maddeleriyle gelen yeni bir düzenlemeden bahsediyoruz burada. Bu düzenlemede; ortaklar ve yöneticiler ile bunların belirli dereceye kadar yakınlarının şirketlerden borç para almalarına yasak geliyor.
.
Böyle kalsa neyse dedirtecek yenilik ise, bu yasağa aykırı hareket edenlere verilecek cezanın ucu hapis cezasına kadar gidiyor. Zira, yeni kanunun 562'nci maddesinde nispeten yüksek tutarlarda adli para cezası öngörülüyor ve öngörülen "cezayı ödemeyi unuttum" dahi deseniz 300 güne kadar hapis cezası geliyor artık. Hal böyleyken "Ceza değil mi ödeyip geçeriz ne olacak" deyip geçebilecek olmaz herhalde.
.
Yeni kanunun 562'nci maddesinde; "idari para cezası"ndan değil "adli para cezası"ndan bahsedilmesi bu sonucu doğuruyor aslında. Oysa maddede "idari para cezası" denseydi ödenmezse en ağır sonuç "icra"yla muhatap olmak olabilecekti "hapis"le değil. "Ekonomik suça ekonomik ceza" prensibi nerede kaldı dedirtecek bu maddede; ortak, yönetim kurulu üyesi veya bunların yakınlarının şirketlerden borç alma yasağına uymamaları durumunda en kötü ihtimal olarak hem icrayı hem de hapsi konuşacağız artık.
.
Dahası var: Aynı yıl içinde kaç defa bu cezanın kesilebileceği ve kaç liralık borç için bu cezaya muhatap kalacağınız konusunda bir sınırlama da yok. Yani 1 TL'de borçlansanız, 1.000.000-TL'de borçlansanız; cari hesabı kapatmadıkça aynı yıl içerisinde 10 kez de bu cezayla muhatap kalabilirsiniz. Dahası, Türk Ceza Kanunu'nun 278'nci maddesi karşısında, bu yasağa uyulmadığını ihbar etmeyen denetçi ve mali müşavirler için bir yıla kadar hapis cezasına da hükm olunabileceği sonucu çıkıyor. Yani iş dünyası kendi eliyle kurduğu şirketlerinden borç para almaya görsün bir kez, her yönden kıskaca alınacak.
.
Olayı sadece şirketlerin büyük hissedarları olan şahıslar yönünden düşünmeyin. Şirketinizin iştiraki olan bir başka şirkete de borç veremeyeceksiniz. Zira, kanunda böylesine durumlar için bir istisna yok ve kendi şirketinize borç vermenizin gerekçesine bakılmayacak.
.
Şirketler gurubuna sahip holdingler iştirak ettikleri şirketlere artık borç veremeyecek desek yaşanan vahamet daha iyi anlaşılır her halde. Şimdi tekrar sormak gerekiyor: Şirketinden borçlanan ortak veya yönetim kurulu üyeleri ile bunların yakınları mı daha ağır suç işledi sayılmalı yoksa karşılıksız çeki düzenleyenler mi? Yani kırk katır mı kırk satır mı? Eğrisiyle doğrusuyla ekonomik bir suça ekonomik cezayı getirirken, suç olduğu bile tartışmalı olan bir konuda hapsi konuşmak doğru olmasa gerek. Şimdi yazımızın başlığının taşıdığı anlam daha iyi anlaşılmış olmalı: Karşılıksız çek düzenlemek "out", cari hesap kullanımı "in" oldu artık.
Harun Kaynak
http://77.92.144.110/karsiliksiz-cek-duzenlemek-out,-cari-hesap-kullanimi-in-148060h.htm