FACEBOOK TAKİP ETMEK İÇİN BEĞEN

SİTENİZ VE BLOGUNUZ VARSA REKLAM ALARAK PARA KAZANABİLİRSİNİZ TIKLAYINIZ

SİTENİZ VE BLOGUNUZ VARSA REKLAM ALARAK PARA KAZANABİLİRSİNİZ TIKLAYINIZ

2 Kasım 2011 Çarşamba

Yeni Türk Ticaret Kanunu Uygulaması, Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS), Basel Kararları

 

Yeni Türk Ticaret Kanunu Uygulaması, Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS), Basel Kararları


 



Küreselleşmenin etkisiyle dünya ticaretindeki gelişmeler sonucunda birçok ülkede ekonomik ve ticari faaliyetler yerli sermayeli şirketler yanında çok uluslu sermayeli şirketler tarafından da yürütülmeye başlanmıştır.

Muhasebe işlemleri ve finansal raporlama standartlarında ortak uygulamaların gerçekleştirilmesi gerek yerli sermayeli gerek çok uluslu sermayeli şirketlere; finansal tabloların hazırlanması ve konsolide edilmesinde maliyetlerin düşürülmesi, yönetim bilgi sistemlerinin uygulanması, uluslararası faaliyetlerin performanslarının değerlendirilmesi, faaliyet gösterilen ülkeler arasında iş gücü hareketlerinin kolaylaşması ve bağımsız denetim maliyetlerinin azalması gibi alanlarda sayısız faydalar sağlamaktadır.

Ayrıca; bu Şirketlerin sermaye yapılarında meydana gelen çeşitlilik ve karmaşıklıklar ile artan ekonomik ve ticari faaliyetler nedeniyle ülkeler ve şirketler arasında kaynak aktarımlarının güvenilir finansal bilgiler olmaksızın kontrol edilmesi mümkün olamamaktadır.

Bunu sağlamanın yolu ise muhasebe standartlarındaki ve finansal raporlamalardaki farklılıkların ortadan kaldırılması ile mümkün olabilecektir. Bu nedenle dünyanın birçok ülkesinde bu farklılıkların kaldırılmasına ve finansal bilgilerin karşılaştırılabilir olmasını sağlamaya yönelik önlemler alınmaktadır. 2001 yılından yana Dünyanın birçok ülkesinde Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarının (UFRS-IFRS) kullanımını zorunlu kılınmaya başlandığı görülmektedir.

Dünyada ekonomik ve ticari piyasaları Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarının (UFRS-IFRS) kullanılmasını zorunlu kılan nedenler;

 

- Küresel krizler sonucu finansal tablolara duyulan güvenilirliğin azalması,

 

- Ülkelerarası muhasebe standartları arasındaki farklılıklar,

 

- Anlaşılabilir, etkin ve kaliteli finansal raporlamanın eksikliği,

 

- Uluslararası şirket alım-satım birleşmeleri,

 

- Karşılaştırılabilir ve güvenilir bilgiye duyulan ihtiyaç,

 

- Küresel sermaye hareketleri,

 

- Stratejik yatırım kararları,

 

olmuştur.

 

Dünyada ve özellikle AB üyesi ülkelerin sermaye piyasalarında işlem gören şirketleri 2005 yılından itibaren Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarını (UFRS / IFRS) uygulamaya başlamıştır. Söz konusu uygulama Türkiye’de Sermaye Piyasası Kanununa tabi şirketlerde ve Bankacılık Kanununa tabi şirketlerde de başlatılmıştır.

 

Yeni Türk Ticaret Kanununda; gerçek ve tüzel kişi tacirlerin (tüm şirketlerin), Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarının (UFRS / TFRS) özdeşi olan Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu tarafından yayınlanan Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına (TFRS / TMS) tabi olması öngörülmüştür.

Ayrıca Yeni Türk Ticaret Kanunu kapsamında söz konusu Türkiye Finansal Raporlama Standartlarının (TFRS / TMS) belirli sınırlamalarla KOBİ’ler içinde uygulanması zorunlu hale getirilmiştir. Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, işletmeler muhasebe kayıtlarını ve dolayısıyla bu kayıtlar üzerinden hazırlanacak finansal tablolarını 01.01.2013 tarihi itibariyle Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun biçimde Kaydetmek-Düzenlemek- Raporlamak zorundadırlar.

 

Halen şirketlerin, mevcut Tek Düzen Hesap Planı üzerinden ürettikleri finansal tabloların muhasebe kayıtlarının, 01.01.2013 tarihi itibariyle Türkiye Muhasebe Standartları (TMS)/Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS) hükümlerine uygun olması gerekmektedir. Ancak, TFRS / TMS ve IFRS / IAS a göre hazırlanacak finansal tabloların bir önceki yılla karşılaştırmalı olarak hazırlanması bir zorunluluktur. Bu nedenle 31.12.2013 tarihi itibariyle hazırlanacak finansal tablolar 31.12.2012 tarihli finansal tablolar ile karşılaştırmalı olarak hazırlanıp sunulacaktır. Bu nedenle tüm kesimlerin 01.01.2012 tarihinden itibaren TFRS / TMS uygulamasına yönelik hazırlıklarını süratle tamamlamaları yararlı olacaktır.

 

Türkiye’de uygulaması birkaç defa ertelenen, ancak yakın bir gelecekte yürürlüğe girmesi beklenen Basel-II kararları ile finans sektöründen kredi talebinde bulunan firmaların finansal verileri, yöneticilerin ve ortakların geçmişi, organizasyon yapısı, ithalat-ihracat pazar payı ve firmanın derecelendirme notuna bakılacaktır. Ayrıca ülkemizde yoğunlukla kullanılan müşteri çek ve senetleri ile ortak, grup şirketi, kişisel varlık kefaletleri yerine, aktif varlıklar, mevduat sertifikası, altın, borçlanma senetleri, yatırım fonları, ana endeksteki hisse senetleri gibi daha güçlü teminatlar istenecektir.

 

Derecelendirilmemiş firmaların risk ağırlığı %100 olarak alınacak ve ülke risk ağırlığından daha iyi olamayacaktır. Eğer firmanın derecelendirme notu varsa, ülke risk ağırlığından daha iyi bir risk ağırlığına sahip olabilecektir. Eğer ülkenin risk ağırlığı %100 ise, dolayısıyla derecelendirilmemiş firmalar yarışa otomatik olarak bir adım geriden başlayacaklardır.

Derecelendirilen firmalarda ise firmanın derecelendirme notu düştükçe, banka hem daha çok risk alacak, hem de daha yüksek karşılık ayırmak zorunda kalacaktır. Bu da otomatikman kredi miktarına ve maliyetlere yansıyacaktır.

Derecelendirme notu düşük, sermayesi zayıf, finansal tabloları Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına (IFRS / IAS) uymayan, kayıt dışı oranı yüksek firmalar daha yüksek kredi maliyetleri ile karşı karşıya kalacaktır. Basel-II kararlarına göre firmaların finansal tablolarını IFRS / TFRS göre konsolide olarak sunması gerekmektedir. Firmaların finansal tablolarında şeffaflık ve ilişkili kuruluşlarla olan işlemlerde açıklık gerekmektedir. Kurumsal yönetişimi iyi olmayan veya kurumsallaşamamış olan şirketlerin kurumsal kültürlerini değiştirmek zorunda bulunmaktadır.

 

Türkiye’de ticari yaşamın tüm kurallarının gözden geçirilerek yeniden düzenlendiği de dikkate alındığında, tüm şirketlerin ve ilgili kesimlerin zaman geçirmeksizin bu düzenlemelere uyum sağlaması ve hazırlıkların buna göre yapılması büyük önem arz etmektedir.

 

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır .)
 

Erdal KENGER
Yeminli Mali Müşavir
Sorumlu Ortak Baş Denetçi
Köker YMM ve Bağımsız Denetim A.Ş.


 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

1

Blog Arşivi