Bölgesel asgari ücrete dolaylı formülBölgesel asgari ücret ile ilgili tartışmalar yıllardır devam ediyor.
Türkiye'de, geçmişte bölgesel asgari ücret ile ilgili farklı uygulamalar ortaya çıktı. İlk olarak 1951 - 1967 yılları arasında mahalli komisyonlar marifetiyle, daha sonra da, 1969 - 1974 yılları arasında Merkezi Asgari Ücret Komisyonu'yla bölgesel farklılıkları dikkate alan, bir nevi bölgesel asgari ücret uygulamaları gerçekleşti.
Ancak bu uygulamalara, denetim ve koordinasyon güçlükleri neden gösterilerek, ülke düzeyinde tek asgari ücret sistemine geçilmesi sebebiyle son verildi.
AB ülkelerinde uygulanmıyor
Şu an yeryüzünde bölgesel asgari ücret uygulayan ülkelerin sayısı son derece sınırlı. ABD, Rusya, Çin, Kanada, Hindistan, Meksika gibi ülkelerde uygulanıyor. Hiçbir AB üyesi ülkede bölgesel asgari ücret sistemi yok. Bu sistemi uygulayan ülkeler ise fark edileceği gibi eyalet sistemi olan ülkeler.
Bizde ise bu tartışmalar son aylarda yeniden alevlendi. Aslında hükümet programı ve hazırlanan "istihdam strateji belgesi" birlikte değerlendirildiğinde, bölgesel asgari ücret ya da benzer bir uygulamanın ortaya çıkacağı aşikârdı.
Nitekim beklenen oldu ve açıklanacak son teşvik paketinde bölgesel asgari ücret "dolaylı da olsa" yerini aldı gibi.
Aslında, Zafer Çağlayan' ın Ekonomi Bakanlığı'na gelmesiyle bu konunun öyle ya da böyle gündeme geleceği belliydi. Bakan Çağlayan henüz Ankara Sanayi Odası Başkanı iken bu konuda rapor hazırlatmıştı. 2005 yılında yayınlanan bu raporda bölgesel asgari ücret düzenlemesi işsizlik ve gelir eşitsizliğine çare olarak sunuluyordu.
O dönemde hazırlanan raporda, asgari ücretin, kişi başına düşen gelir içindeki payı bakımından illerimiz arasında çok farklılık olduğu, bu nedenle yatırım ve istihdam seviyesinin de bu durumdan olumsuz olarak etkilendiği savunuluyordu. Rapor buradan hareketle, yoksul bölgelerde düşük bir asgari ücret uygulanmasının, yatırımları ve istihdamı artıracağından hareketle, bölgeler arası gelir dağılımının düzeleceğini de iddia ediyordu.
İşçi ve işveren tarafları konuya soğuk
Bölgesel asgari ücret düzenlemesine işçi ve işveren tarafları başından beri soğuk. Türk - İş Başkanı Mustafa Kumlu, en son aralık ayında yapılan genel kurul toplantısında çalışanlar arasında ayrımcılığa neden olacağı için bölgesel asgari ücreti kabul etmeyeceklerini söylemişti. İşveren tarafı olarak TİSK de, rekabeti bozacağı endişesiyle bölgesel asgari ücrete karşı çıkıyor.
Aslında, her iki tarafın da haklı yönleri var. İşçi tarafı rekabet baskısı ile her bölgenin asgari ücreti daha aşağıya çekmeye çalışacağını, bu nedenle reel ücretlerde düşme yaşanacağını söylüyor.
Ancak, hemen belirtelim, son düzenlemeden anlaşıldığı kadarıyla asgari ücretin seviyesine dokunulmayacak. Asgari ücret üzerinden ödenen primleri devlet karşılayacak. Bu da çalışan için değişen bir şeyin olmayacağı anlamına geliyor. Yani işçi tarafının endişeleri boşa çıkabilir.
İşveren tarafının endişelerine gelince; işverenler bölgesel asgari ücret uygulaması ile "yatırımların kayması" sözkonusu olabilir diyor.
Ne var ki, eğer bu düzenleme mevcut işletmelerden ziyade, yeni kurulacak işletmeleri hedef alırsa, bir bakıma yeni girişimleri teşvik ederse sorun yok. Yani işveren tarafının iddia ettiği "yatırımların kayması" gerçekleşmez.
Konu neresinden bakılırsa bakılsın önemli tartışmaları ve sonuçları getirecek gibi.
Dolaylı bölgesel asgari ücret mi?
Anlaşılan, yeni teşvik paketinde Bakan Çağlayan'ın daha önce savunmuş olduğu görüşler önemli yer tutuyor.
Hazırlıklardan görüldüğü kadarıyla farklı asgari ücret uygulamaları yerine, Doğu ve Güneydoğu'daki illerimizde asgari ücretin prim tutarlarının devlet tarafından karşılanması söz konusu. En azından çıkan haberler bu yönde. Bir anlamda "dolaylı bölgesel asgari ücret" geliyor diyebiliriz.
Gerçekten de, açıklanacak teşvik paketinde asgari ücrete "sigorta primleri ve vergi yüklerinin" indirilmesi ya da devletçe karşılanması formülüyle yaklaşılırsa, en doğrusu yapılmış olur.
Asgari ücret düzeyimiz AB'ye yeni üye ülkelere göre yüksek
Türkiye'de asgari ücret düzeyi Portekiz dışında diğer AB 15 ülkelerine göre daha düşük. AB'ye yeni üye olan ülkelerden ise daha yüksek.
Asgari ücret seviyesi bakımından her ne kadar yeni üye ülkelere göre daha iyi bir konumda olsak da, asgari ücretin kişi başına GSMH içindeki payına baktığımızda, AB Ülkeleri içinde sonuncu sırada olduğumuz bir gerçek.
Yapılması gereken, OECD ülkeleri içinde prim ve vergi yükleri bakımından şampiyonluğu elinden bırakmayan ülkemizde, bu kesintilerin azaltılmasıdır. En azından OECD ortalamalarına inilmelidir.
Bu nedenle getirilmesi planlanan yeni teşvik sistemi, asgari ücret üzerindeki ağır vergi ve sigorta prim yükünün ülke çapında azaltılmasını sağlar ve planlandığı gibi az gelişmiş illerde bu indirim daha fazla yapılırsa, çalışma yaşamının tarafları olan işçi ve işverenleri de memnun edecek ara formül kendiliğinden ortaya çıkmış olur.
Görünüşe göre, hükümet bu ara formül ile konuyu çözüme kavuşturacak.
Bölgesel asgari ücret yerine, prim ve vergi indiriminden yararlanan, seviyesi değişmeyen "dolaylı bölgesel asgari ücrete" geçilmiş olunacak.
Prof. Dr. Cem KILIÇ / ÇALIŞMA DÜNYASI
16.02.2012 - 09:00
http://www.dunya.com/b%C3%B6lgesel-asgari-%C3%BCcrete-dolayl%C4%B1-form%C3%BCl-prof-dr-cem-kili%C3%A7_167_146054_yazar.html?