GEÇERLİ NEDENE DAYALI FESİH HAKKININ KULLANILMASINDA MAKUL SÜRE
Bu çalışmamızın konusunu oluşturan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 02.10.2006 tarih 2006/17797 E. ve 2006/25426 K. sayılı kararı; geçerli nedenle fesih yapılan durumlarda fesih hakkının kullanılmasının İş Kanunu md. 26’daki hak düşürücü süreye tabi olmasa da her hak gibi bu hakkın da objektif, hakkaniyete uygun ve makul bir süre içinde kullanılması gerektiğine dair bir karardır.
.
Karara konu somut olayda; davacı iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Yerel Mahkeme savunmaya değer vererek; davacının işyerinde çalışan diğer bir işçinin cep telefonundan kayıtlı olan bayanların telefonlarını alarak onları rahatsız ettiği,rahatsız edilen bayanlar ve cep telefonu alınan işçinin,davacıyı işverene şikayet ettiği,davacının eyleminin 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 25/II maddesi kapsamında kalmasa da,işyerinde olumsuzluklara yol açtığı,feshin geçerli nedene dayandığı gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir. Karar davacı avukatı içerisinde temyiz edilerek dosyanın Yargıtay’a gönderilmesi sağlanmıştır.
.
Yüksek Mahkeme önüne gelen dosyada aşağıdaki şekilde karara varmıştır. İşverenin, işçinin iş sözleşmesinin feshini gerektiren nedeni öğrendikten sonra,haklı neden bulunduğu takdirde,4857 sayılı İş Kanunu’nun 26. maddesi uyarınca 6 günlük hak düşürücü süre içinde fesih hakkını kullanması gerekir. Bu süre içerisinde kullanılamayan fesih hakkı,iş sözleşmesinin feshini geçersiz hale getirir. İşverenin bu süre geçtikten sonra iş sözleşmesini feshetmesi, haklı nedeni bertaraf etse de geçerli nedeni ortadan kaldırmayacaktır. Ancak bu sürenin de objektif ve hakkaniyete uygun bir süre olması ve uzun süre geçtikten sonra feshetme hakkının bir baskı unsuru olarak kullanılmaması gerekmektedir. Bir başka anlatımla kişiler haklarını kullanırken dürüstlük kuralına uygun hareket etmelidir.
.
Dosya içeriğine göre davacının iş sözleşmesinin feshine konu edilen telefonla rahatsız etme olayının fesih tarihi olan 25.07.2005 tarihinden yaklaşık 4 ay önce meydana geldiği,bu olay nedeni ile davacı işçinin savunmasının 25.04.2005 tarihinde alındığı ve iddiaya göre davacı işçinin görev yerinin değiştirildiği anlaşılmaktadır. Bu olaydan sonra,davacı işçinin aynı eylemlere devam ettiği ve işyerinde olumsuzluklara yol açan davranışları bulunduğu da kanıtlanmış değildir. Bu sebeple Yargıtay Yerel Mahkeme kararının bozulmasına, feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar vermiştir.
.
İş Kanununda geçerli fesih nedeni oluşturabilecek durumlar, izlenecek usule ilişkin düzenlemelere yer verildiği halde fesih hakkının kullanılabileceği süre konusunda herhangi bir kayıt öngörülmemiştir. Öncelikle somut olayda Yargıtay’ın da isabetli olarak belirttiği gibi somut uyuşmazlıkta işverence geçerli fesih nedeninin mevcudiyetine karşın fesih yoluna gidilmeyerek eylem bir başka şekilde cezalandırılmış ise (davacı işçinin görev yerinin değiştirilmesi) fesih hakkının kullanılmasından bir anlamda vazgeçilmiş olmakla ve aynı eylem nedeniyle ikinci kez cezalandırma kabul edilmeyeceğinden, bu ihtimalde makul kabul edilebilecek süre içerisinde de olsa geçerli fesih yoluma gidilemeyeceği kabul edilmelidir.
.
Konuya uygun doğrudan uygulanabilecek açık bir hüküm bulunmaması nedeniyle zorunlu olarak objektif iyiniyet kurallarına başvurmak gerekecektir. Karara konu uyuşmazlık bakımından Yargıtay,telefonla rahatsız etme eyleminin meydana gelmesinden dört ay,işçinin savunmasının alınmasından üç ay sonra fesih yoluna gidilmiş olmasını,geçerli nedene dayalı feshin makul ve hakkaniyete uygun bir süre içinde kullanılmadığı şeklinde değerlendirmiştir.Yargıtayca varılan sonuç isabetli ve önceki kararlarıyla uyumludur.
.
İş Hukuku Enstitüsü