Yeni Türk Ticaret Kanunu
Yeni ticaret kanunu gerektiği gibi ve yeterli olarak tartışıldı mı, içeriğine dair uzun uzun laf dolaştırmalardan öteye net bir biçimde ortaya konuldu mu bilemiyorum. Daha açıkçası ben pek yeterli olduğunu düşünmüyorum. Yine bir masabaşı teorisinin girdabına mı kapılıyoruz acaba diye de içimden geçmiyor değil. Çünkü, işin tam içinde, merkezinde yer alanların hesaba katılmadıkları yaptırımlara öyle alıştık ki, başka türlüsünün olacağı aklıma gelmiyor. Kötümserliğim karmaşadan da kaynaklanıyor olabilir ama durum da bu.
.
Elbette değişen zaman ve şartlar doğrultusunda ve uygulamaların tıkanıklık ya da aksaması tecrübesinin ışığında mevcut düzenlemeler yenilenip akışın kolaylaşması yoluna gidilmesi doğal ve gereklidir. Ancak, davulun sesini uzaktan dinleyenler tarafından ve salt teorik düzlemde bir şeyler yapılıyorsa, bu da, işi daha içinden çıkılmaz kılacaktır. Borsası, devleti ve demokrasisi denetlenemeyen bir yapıda; silahı, siyasi gücü ve besleneceği meçhul kaynaklar olmadan, salt sermaye ve emeği ile bir şeyler yapmaya uğraşarak iş ve istihdam sağlamaya çalışan işletmelerin potansiyel suçlu gibi görülerek denetlenmesi ya da kanunlarla ‘bağ’lanması ne denli doğru bir tutum olabilir? Elbette bir sınırsızlık ve sorumsuzluk önermiyoruz ama ülkenin ana dinamiğini oluşturan ve gerçekten ‘iş’ üreten kişi ve kurumların diğerlerinin zıddına sürekli yeni yaptırımlarla ellerinin, kollarının bağlanmasını da hoş karşılamıyorum. İyi düzenlemeler, aksamaları önleyen tedbirler, evrensele açılmada yararlı olabilecek yol gösterici ya da açıcı önermeler mevzu dışıdır ve zaten öyle olmalıdır. Benim kuşkum bir ‘eski tacir’ kuşkusudur.
.
Babanın kurduğu, oğulların şirket haline getirerek idame ettirdiği ve ticareti bir iş ve yaşam tarzı gibi kabullenerek dürüstçe işini yapan, rantiyeye prim vermeden bir sanatkar gibi ilkelerine riayet ederek yürüyen bir işletmeye ‘ortaklar şirkete borçlanmayacak’ ya da ‘başına bir denetmen dikeceksin’ gibi buyruklar vermek ne kadar gerçekçidir? Eğer, kendi şirketimden para çekemeyeceksem –ki şirketin dengesini gözetmek gibi bir tutumum yoksa çoktan batmışımdır- başıma -aklım başımda değilmiş ve beceremiyormuşum gibi- patron/denetmen dikeceksem, buna mecbur kılınacaksam, satar savarım her şeyi ve ben de yattığı yerden para kazananlar gibi keyfime bakarım. İşimi yapmaktan acizsem, zaten ‘doğal ayıklanma’ beni ayıklayacak ve tasfiye edecektir. Böyle değilse zaten yürüyordur ve yürüyeni durdurmak ya da hızını kesmek nasıl akıl kârı olabilir?
.
İnternet sitesi vs. hususlar emirle değil, zamanın gerekleri içinde zaten gerçekleşecek şeylerdir. Siz yol açarsınız ve ‘piyasa’ genel evrimi içerisinde mensuplarını hale yola koyar. Bunların buyurganlıkla olması işinin ehli olan insanların şevkini kırmaktır. Temel esasları içermesi gerekir ticareti düzenleyen kanunların, iş yapanların işine çomak sokmak anlamına gelebilecek detaylar ve yaptırımlar uygulaması değil.
Bir de hapis cezası meselesi var ki, güler misin ağlar mısın?
Sermayelerini birleştirerek iş yapan, üreten ve iş kapısı olan bir işletmenin bir ‘yanlış’ını hapisle cezalandırmak kadar saçma bir hüküm olabilir mi? Ticari bir faaliyeti ayağı sürçtüğünde hapisle cezalandırmak ‘siz sahadan çekilin, uluslararası şirketler gelip istedikleri gibi oynasınlar’ demekten faklı mıdır? Bir ticari işletme kurup, onun çilesini ve uğraşını çekip işlerin hiç de öyle uzaktan görüldüğü gibi olmadığını bilen birisi böyle yersiz tutarsız öneriler getirebilir mi? Meseleye Fransız birileri getirirse, bu Fransa Meclisi’nin soykırım kararı gibi olur elbette.
.
Tüm bunlar küçük ve orta büyüklükteki şirketler için mesele olan kimi başlıklardır. Büyükler ayrı bir konudur. Küçük işletmeler ticaretin kılcal damarlarıdır ve tıkanmamaları için gerekli düzeltmeler yapılmalıdır. Yapılan iyi şeylere ise ne diyebiliriz ki? Biz aksayanlara işaret etmeye çalıştık. Konunun uzmanı olarak değil, ticaretin ve onun eksenindeki hayatın içinden birisi olarak.
sonmezmursel@hotmail.com
Mürsel Sönmez
http://www.ito.org.tr/wps/portal/gazete-detay?WCM_GLOBAL_CONTEXT=ito_portal_tr/ito-portal/gazete/gzt-2012/gzt-2012-1/gzt-2012-1-13/bd64870049c7a265be05ff6b8a00c063